Halimize Şükür Edecekmişiz

Son aylarda sanırım Ak Parti İktidarının bu ülkeye sağladığı en büyük hizmetlerden olan sağlık konusunda bana ulaşan ve bizzat yaşadığım sıkıntıları buradan sıkça konu ettim.
Elbette etmeye de devam edeceğim.
Çünkü kimse, kimseye hayra bir şey vermiyor, herkes yapması gereken işi yapıyor.
Benim yapmam gereken iş bu ilde yaşanan sorun ve sıkıntıları gün yüzüne çıkartmak, başkalarının işi de o sorun ve sıkıntıları görerek gerekli tedbirleri almak yani gerektiği yerde neşteri vurmak.
Birilerine göre her şeyin mükemmel olduğu sağlık sistemimiz bana ve bana ulaşan kişilere göre kesinlikle mükemmel falan değil.
Ben de bu sorunları değişik zaman dilimlerinde gündeme taşıdım ve gerekli mercilere de ilettim.
Son olarak geçtiğimiz gün akşam canlı yayın konuğumuz olan Ak Parti il başkanı Hamza Aktürk’e de bu yönde sorunların olduğunu ve bununla ilgili nasıl tedbirler alınacağını sordum.
Kendisi de hastanedeki yoğunluk ve bazı branşlarda yaşanan sorunlar olduğunu ve hastane yükünün azaltılması için yeni devlet hastanesinin hızla yapılarak Aksaray halkının hizmetine sokulması için çalıştıklarından bahsetti.
Konuşması sırasında günde 10 bin kişinin poliklinik hizmeti aldığı bir yerde 500 kişinin de şikayetçi olmasının normal olduğunu da sözlerine ekledi.
Sonrasında yorumlar ve bana ulaşan serzenişlere baktığımda genel olarak “Halinize şükür edin” yorumlarını gördüm.
Sebebi de 2002 öncesinde bu ülkede doktor, hastane, ve ilaç bulunamaması olarak gösterildi.
Ne diyeyim kendilerini savunmak için bu kadar saçma bir cümle kuranlara buradan ilk olarak şunları sormak isterim;
2002 Öncesinde bu halka o hizmeti reva görenler şimdi neredeler?
2002 Yapılan hizmetler ve yükseltilen çıta Ak Parti iktidarının önlenemez yükselişini sağlamadı mı?
Sayın Cumhurbaşkanına olan teveccühün sebebi zaten örnek gösterip “şükür edin” dediğiniz o eskiler değil mi?
Bu ildeki insanlar artık “Eskiden şöyleydi, eskiden böyleydi” gibi sözleri duymaktan bıktı usandı artık.
Eskiyi hatırlatarak “Halinize şükür edin” diyenlere birkaç basit sorum olacak.
Bu şehrin hastaneden başka çaresi olmayan ve o hastaneye gitmek için bindiği minibüs parasını bile dert etmekten başka çaresi olmayan insanları;
-Ellerinde yakınlarına ait belgeler, arkalarında, hısım, akrabaları veya komşuları ile hastane içerisinde dolaşan personellere mi?
-Mesai saatleri içerisinde yerinde bulunamayan doktorlara mı?
-“Bizden önce yoktu” Denilmesine rağmen ulaşılamayan Profesör ve Doçent doktorlara mı?
-Basit bir tedavi için aylarca sürünmelerine mi?
-Mazeretten başka hiçbir şey üretemeyen ve “Nüfus artıyor, insan sayısı artmasa yani insanlar olmasa sorun da olmaz” diyebilen idarecilere mi?
-“Doktorlarımız çok kırılgan, biz onları bu hastane ve Aksaray’da mutlu etmeye çalışıyoruz” Diyen yöneticilere mi?
-Aldıkları maaşlarını eleştirmek ve tek dertleri mesai saatini doldurup gitmek olan, hastaneye gidenlere de verdikleri hizmeti bir lütufmuş gibi yapan çalışanlara mı?
-Bu sorunu görmek yerine sağlık ve hastane idarecilerine daha yakın olarak hısım akrabalarına ayrıcalık sağlama derdinde olan şehrin büyük düşünürlerine mi?
-Halkın sorun ve sıkıntılarını görüp gündeme getirmesi gerekirken yöneticiler ile ikili ilişkilerini yakın tutmaya çalışan sözde gazetecilere mi?
Yoksa sorun ve sıkıntılarını görmezden gelerek “eskiden bu da yoktu” demekten başka savunması olmayanlar mı şükür edecek?
Ben şimdi bir kez daha buradan söylemek zorundayım;
O hep örnek verip “şükür edin halinize” dediğiniz eskiler de, eskileri halka reva görenler de tarihin tozlu sayfalarında.
Bizler kimseye kötü demiyoruz.
Bizler Camilere hoca, sokaklara dürüst insanlar da aramıyoruz.
Bizler sadece işlerini doğru yapacak insanlar arıyoruz.
Kabul etseniz de, etmeseniz de sağlıkta sorun var.
Sözüm o sağlık sistemi içerisinde işlerini hakkı ile yapıp helalinden ekmeklerini kazanan sağlık sistemi içerisindeki çalışanların yüzde 60’lık bölümünden geriye kalanlara.

Yorumlar
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz!