Çırağın Çöplüğü
Geçmişten beri her dönemde önemli olan çıraklık mesleği konusunda geçmişte çırak olmuş ustaların en çok şikâyet ettiği konudur “Çırak bulamamak”
Eskilerden dem vuran diller sürekli olarak her fırsatta geçmişte yedikleri dayakları, küfürleri, türlü işkence ve eziyetleri ballandıra, ballandıra anlatarak o günleri yaşatabilme haklarını arar dururlar.
Kendi çocukların tek kelime eden olsa işi cinayete kadar götürme kapasitesinde olanlar hep başkalarının yani düşük gelirli ailelerin çocukları üzerinde kuracakları işkence düzeninin hayali ile yaşarlar.
Son senelerde bu özlemleri büyük bir bekleyiş içerisine giren ustalar, işi öğretecekleri çırakları bulamamaktan ziyade aslında egolarını tatmin edecekleri, sinirlerini atabilecekleri bir stres topu yerine koydukları minik bedenlere olan özlemlerini dile getiriyorlar.
Özellikle sanayi bölgesinde yaşanan darp, küfür ve psikolojik baskılar nedeniyle artık insanlar çocuklarını başka insancıklara ezdirmek istemeyince işin rengi değişmeye başladı.
Son senelerde artık geriden gelen ve mesleği sürdürecek kişilerin varlıkları da tehlikeye girdi.
Kötü muamele, eziyet, darp, küfür, aşağılama gibi olayların son derece normal olduğu ve yaşanması gerektiği düşüncesinin bir kültür haline geldiği işletmelerde azalan çırak sayısına rağmen egolarını tatmin etmek isteyenler halen buldukları çıraklara veya stajyerler üzerinde değişik fantezilerini gerçekleştirmeye devam ediyorlar.
Karşısındaki küçücük bedenlerin birer insan evladı olduğunu, kendi kardeşlerinden, kendi çocuklarından hiçbir farkının olduğunu idrak edemeyen ve geçmişte uğradıkları benzer muamelelerden dolayı psikolojik travmaları devam edenlerin meziyetleri haber kanallarında yayınlanmaya devam ediyor.
Çırağının makatına kompresör ile hava basıp ölüme neden olan,
Havalı tüfek ile yanına emanet edilen çocuğu hedef tahtası yapan,
Berberde çalıştırdığı çocuğa türlü işkenceler yapan birçok insancık ne yazık ki bu haberler ulusal haber kanallarına yansıdığı yani duyulduğu zaman toplumun baskısı ile gerekli işlemlere maruz kalırken gelecek nesillere bırakılacak sanatlar da bu acziyet ile yok olmuyor mu?
Geçmişte kalan dayak, küfür ve aşağılama eylemleri hayalleri ile bugüne usta olarak gelenlerin hayallerini süsleyecek çıraklar kalmayınca, insanlar göz bebeği gibi baktıkları çocuklarını ezdirmek istemeyince çırak sorunu haliyle de hafif ve ağır sanayide kalifiye eleman sıkıntısı yaşanmaya başlandı.
Okullar veya aileleri tarafından ustalara yetiştirilmeleri için verilmiş olan çocukların disiplin sorunlarının geçmişteki örnekleri gibi olmadığını ne zaman anlayacaklar bilmiyorum ama her çocuk için birinci tehdit olan “Sanayi” söylemi artık türlü işkenceler ile yetiştirilmiş son ustalar ile sona doğru gelmiyor mu?
Sadece sanayide değil; Tüm işyerlerinde işçilerin bir köle olmadığını, sadece ekmek parası kazanmak için o kapılarda alın terleri ile mücadele ettiklerini anlayana kadar da hiçbir sektörde bu sorun aşılamayacak gibi görünüyor.
Ülkemizdeki özel sektörde ne yazık ki hiçbir işçinin iş tanımı tam olarak yapılmıyor.
İşe alınan her bireye her türlü muamele hak görülürken iş tanımında olmayan işler konusunda dayatmalar yapılıyor. Çoğunun mesai tanımı ve saat kavramı bile yok.
Yani kısacası değerli işverenler ne yazık ki bizim ülkemizde işçiden önce işveren sorunu var.
Her işveren işe aldığı işçiyi emir eri gibi görüp kendisine ve aile bireylerine tam itaat beklerken her türlü taleplerinin de karşılık bulmasını bekliyor.
Bu durum en çok sanayilerde ortaya çıksa da diğer işyerlerinin çoğunda da durum farklı değil.
Hal böyle olunca çalışmayan gençler nankör, denilen her işi yapmayanlar da disiplinsiz olarak nitelendiriliyor.
İşte o yüzden Afgan, Suriyeli ve diğer milletlerden işçiler son yıllarda işverenlerin gözbebeği haline getirildi.
İlerleyen yıllarda o işçiler de biraz palazlanıp kölelik düzenini kabullenmediklerinde bu defa nerden ve nasıl işçi bulacaklarını bilmiyorum ama çırak diye adlandırılan çocuklardan başlayarak işe alınan her işçiye davranış sorunu konusunda şapkaların öne konulup düşünülmesini tavsiye ediyorum.
Verilen bir öğle yemeğinin bile büyük bir lütuf kabul edildiği ustasından ayrı, kalfasından ayrı fiziksel veya psikolojik işkence görülen, işyerine gelen müşterilerin bile stres topu haline getirildiği çocukların “Çırak olmak istemiyoruz” söylemi sizleri neden şaşırtıyor ki?
Sizler son işkence gören çıraklar olarak tarihin tozlu sayfalarında yer aldınız ve sizden sonraki nesil dayak yemek, küfür duymak, aşağılanmak ve değişik psikolojik işkencelere katlanmak istemediği için kapınıza gelmiyor.
Çıraklar için tam bir fiziksel veya psikolojik işkence merkezi haline gelen işyerlerinizin işleyişi konusunda aynaya bakmanız, düşünmeniz ve işleyişinizi değiştirmeniz dileğiyle.
Özetle bu ülkede ne yazık ki işçi değil, işveren sorunu yok mu?




Yorumlar
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz!