Nazmi Çalışkan

Nazmi Çalışkan

Mail: [email protected]

10’uncu 15 Temmuz

10’uncu 15 Temmuz

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde alışık olunan askeri darbe ve girişimlere boyun eğmenin son bulduğu ve direnişle darbeci zihniyetlere “Dur” denilebileceğinin en somut örneği olan kanlı darbe gecesinin üzerine 10 tane daha 15 Temmuz yaşadık.

Her sene ihanetin gecesi biraz daha geliştirilen etkinliklerle devam ediyor.

O gece sokaklara inen tank ve askerlerin bulunduğu şehirlerde yaşanan direnişler Anadolu’nun pek çok şehrinde hiç tank ve asker görmemiş olanlar için deyim yerindeyse askerliğini patates soyarak geçirmesine rağmen dağlardaki maceraları hiç bitmeyen Eratların hikâyesi gibi 10 senedir hiç bitmedi.

Herkesin kendisine göre bir kahramanlık hikâyesi var ve hala herkes bu duygular ile hayal âlemlerinde yaşamaya devam ediyor.

O Gece tam olarak ne oldu?

Bununla ilgili sorulamayan sorular,

Verilemeyen cevaplar,

Açıklanamayan ve devlet sırrı olan şeyler.

İşte birçok konu ve soru halen cevabını beklerken o tarihten sonra başlayan arınma sürecinde yaşananlar tam da Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın da ifade ettiği gibi “At izinin, it izine karışmasına” neden oldu.

Birbirine kinli olan aileler, rakipler, boşanma davaları ile aralarına husumet girmiş eski hısımlar ve daha pek çok kişi bu arınma sürecini farklı değerlendirmeye kalkınca bu at ile it izinin içerisine bir de çakal izi dahil oldu.

Yüzbinlerce ihraç, on binlerce tutuklu, yok olan hayatlar ömür boyu taşınacak olan izler.

İşte 10’uncu senesi geride kalan 15 Temmuz aslında tarihi boyunca bu milletin taraf olmadan iradesine sahip çıktığı gün olması hasebi ile gerçekten tarihte eşi benzeri görmemiş bir gün olarak Türk tarihinde ve dünya tarihinde ebediyen yer alacak.

Halen devam eden yargılamalar, sürdürülen soruşturmalar, istihbari çalışmalar sürmesine rağmen temizliğin tam olarak sağlanamadığını zaman, zaman yapılan operasyonlar ile görmeye devam ediyoruz.

Bu süreçte iftiralar ile ihraç edilen, kin ve nefretlerini bu şekilde intikam duygusuna çevirenlerin iftiraları ile halen aklanmayı bekleyen ve suçsuz olanların da artık bir an önce gerekli soruşturmalarının tamamlanması konusunda acele edilmeli.

Bu şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmetle anarken onların o gece iradelerine sahip çıkmak için o tankların altına yattıklarını, mermilerin önüne siper olduklarını ve atılan bombalara etten, kemikten, kandan olan bedenlerini ne amaçla siper ettiklerini hiçbir zaman unutmamalı ve unutturmamalıyız.

Milletin iradesinin ötesinde sadece yüce yaratanın iradesinin olduğunun tüm yaratılanlar tarafından bilinmesi ve her fırsatta hatırlatılması gerekiyor.

Bir daha 15 Temmuz, 19 Mayıs, 30 Ağustos gibi günleri görmemek için zalimlere dur demeli, zulüm edenleri de iradeler ile tarihin fosseptik sayfalarına gömmeliyiz.

Milletin iradesinin tüm tanklardan, silahlardan ve atılan bombalardan daha güçlü olduğunu görmek istemeyenler 15 Temmuz’lar, 19 Mayıs’lar ve 30 Ağustoslar sürekli olarak hatırlatılmalı ki Türk Milleti bir daha başka milletlerle karıştırılmasın.

Allah bir daha bu millete kendi silahını alıp verdiği, üniforma giydirdiği ve görevi kendisini korumak olan insanların hedefi haline getirmesin.

Allah bir daha bu millete yeniden bir devlet kurmak zoruna düşeceği durumu ve bir daha İstiklal Marşı yazılacağı günleri göstermesin.

O Gece Milli birlik ve beraberliğimiz bu günkü gibi olsaydı, bu gün nasıl bir Türkiye’de olacaktık? Bu sorunun cevabını bizleri yönetenler başta olmak üzere herkes kendi kendine bir defa sormalı ve esas olanın şanlı Türk Bayrağımız olduğunu unutmamalı.

Şehitlerimize Yüce Allah’tan rahmet, aileleri ile tüm yakınlarına baş sağlığı, Gazilerimize de Allah’tan şifa ve uzun ömürler diliyorum.

Allah sizlerden razı olsun. İyi ki vardınız ve hak eden için de, etmeyen için de Eşlerinizi, Çocuklarınızı, Annelerinizi, Babalarınız, Kardeşlerinizi ve Hayallerinizi bu vatan için geride bıraktınız…

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar