
Son yıllarda haber kaynaklarında en fazla duyduğumuz cümle “Suça sürüklenen çocuk” ile “Kader mahkûmu” olmaya başladı.
Geçmişte “Kader mahkûmları” konusunda bir yazı kaleme almış ve ülkede artık cezaevlerine girmenin gururlanılacak bir seviyeye doğru ilerlediğinden bahsetmiştim.
Şöyle ki; “Çok daha eskilerden yani kimselerin beğenmediği, aile yapısının çok daha sağlam kurulduğu, dostlukların, arkadaşların çok daha az menfaat içerdiği insanların gerçekten samimi olduğu yıllarda bir Sokak’taki haneden bir kişi bir suçtan dolayı cezaevine girse o evde oturanlar bunu utanç meselesi yapar en yakın akrabalarının bile yüzlerine bakamadıkları gibi suçun çeşidine göre, o evlerden bile taşınmak zorunda kalırlardı.
Cezaevine giren mahkûm oradan tahliye olduktan sonra cezaevine girdiğini saklar ve topluma adapte olmaya çalışırken onun cezaevine girdiğini en yakınındaki akrabaları ve komşuları dışında kimse bilmezdi.
Yani cezaevlerinde fotoğraflar, racon dolu nameler, davullu zurnalı karşılamalar sonrasında da geçtiği yollarda itibar göremezdi.
O beğenmediğimiz her şeyin samimi olduğu yıllardan bu günlere geldiğimizde artık bazı kesimlerde cezaevine girmek ve tahliye olmak adeta gurur duyulacak bir mesele haline getirildi.
Bu durum TV dizilerinde insanların bilinçaltlarına öyle bir oturtuldu ki, mafya ve çete dizilerini izleyenler devletin varlığını, cezaevine girmenin övünmek yerine utanılacak bir durum olduğunu unuttu.
İşlenen suçların karşılığı olan cezalar verilse de bu cezalar mevcut yasalara göre infaz düzenlemeleri ile de eritilince suça eğilim gerek “utanma” gerekse de “işlenen suçun bedelini ödeme” duygusu ve bedeli olmadığı için ne yazık ki devamlı hale gelmeye başladı.
Burada kanun koyucular dışında polis, jandarma, savcı ve hakimler üzerlerine düşenleri yapsalar da ülkeye uygun bir ceza kanunu yapılamadığından geldiğimiz süreçte “Kader Mahkumlarımızın” yanında nur topu gibi “Suça sürüklenen çocuklarımız” da olmaya başları.
Suç ve suçluyu övmek ne kadar yanlışsa suçluyu “Kader mahkûmu” veya “Suça sürüklenen çocuk” diyerek masumlaştırmak da bir o kadar yanlış değil mi?
Artık cezaevinden çıkanlar bir üst kademeye geçtiklerini düşünerek bir anda sokakların ve semtlerin ağır abileri olurken yüzlerine bakılmaması gereken toplumlardan itibar görmeye başlıyorlar.
Daha çok değil son infaz düzenlemesi sonrasında hapishane kapılarında kaç tane güvercin bırakıldı? Kaç tahliye şova dönüştü?
Kaç mahkûm çıkışında “Ben toplumun yüzüne nasıl bakarım” duygusundan bu sayede kurtarıldı?
Bunu gören daha çocuk yaştakiler de son aylarda çok tehlikeli şekilde “Z” kuşağı adı verildiği gibi masumane şekilde “Suça sürüklenen çocuk” cümlelerinin ardına sığınarak artık her türlü suç faaliyetlerinde isimlerinden bahsettirmeye başladılar.
Ne yazık ki cinayet işleyerek akranını sokak ortasında öldürenlerin avukatlığını yapanlar “Suça sürüklenen çocuk” cümlesinin ardında savunma yaparken 17 yaşındaki bir genci kalbinden bıçaklayarak öldüren reşit olmayan bir kişinin tahliyesini bile utanma duygusu olmadan talep etmeye başladı.
Sokak ortasında sigara veya para isteyen sözde çocuklar TV dizilerindeki polislerin, jandarmaların, savcıların ve hakimlerin olmadığı suç sokaklarını oluşturmak için çaba gösterirken, utançtan halkın yüzüne bakmaması gereken aileleri ve yakınları da o çocuklara yaptıklarının yanlış olduğunu ve her suçun bir bedelinin olduğunu anlatmak yerine “Çocuğum ne yaparsan yap biz arkandayız” diyerek geleceğin suç örgütlerine zemin hazırladıklarını bile, bile bu sürecin işlemesini sağlıyorlar.
Mağdur edilen ve bıçakla yaralandığı için hastanede yatan mağdurları veya ailelerini bularak tehdit edenlerin bile olduğunu hep beraber yine aynı ekranlardan görüp duyarken mağdur edilmiş yakınlarımızdan da benzeri sebeplerle şikâyetlerinden vazgeçtiklerini dinliyoruz.
Suç olaylarının değişik şekilde isimlendirilmesi ile normalleştirilmesinin sonucu olarak da ne yazık ki bir çocuk, başka bir çocuktan sigara veya para isteyip alamayınca da sokak ortasında karşısındaki kişiyi bıçaklama veya vurma hakkını da kendisinde bulabiliyor.
TBMM tarafından çözülmesi gereken bu konuda özellikle de infaz düzenlemesi konusunda çok daha ağır yaptırımlar gelmediği taktirde “Suça sürüklenen çocukları” geleceğin “Suça sürüklenen ağır abileri olarak görürken bir sonraki nesilde; Suç işlemeyeni artık adam yerine bile koymayacaklar.
Benden demesi…









Yorum Yazın