
“Coğrafya bir kaderdir” diye bir fakir avuntusu cümle son günlerde her yerde kullanılarak insanların bilinçaltına yerleştirilmeye çalışıyor.
Bu cümlede insanların yaşamlarındaki kalitenin düzeltilememesini yaşadıkları yerin kaderine bağlayanlar başarısızlıklarına basitçe bir çözüm bularak coğrafyanın olumsuz etkilerini ortadan kaldıramadıklarının itirafını yapmak yerine “Yaşadığınız bölge itibari ile bunlar size hak. O yüzden kimseden bir şey beklemeden ömür doldurmaya devam edin” diyerek kenardan kıvrılarak topu taca atıyorlar.
Coğrafya kader olsaydı Amerikalılar halen at üzerinde Kızılderili katletmeye devam ediyor ve birbirlerini kasabalar ortasında yok etmeye devam ediyor olurdu.
İnsan olmak isteyenler o coğrafyayı değiştiremeseler de o coğrafyadaki yaşayanların yaşam kalitelerini değiştirecek her türlü güce sahip değiller mi?
Aksaray’da işte tam da bu cümlenin karşılığı bir yer olmaya başladı.
Türkiye’nin kalbinde olmasına rağmen Ortadoğu ülkelerindeki suç ve günahlar şehri haline getirilmeye çalışılan veya böyle gösterilmeye çalışılan Aksaray’da artık coğrafyanız kaderiniz cümlesi ile yapılacak bir şeyin olmadığını iddia edenler bu şehrin en büyük haini değiller mi?
Bu şehir kimsenin egosunun tatmin edildiği, bir şehir değil.
Artık birileri bu şehirde oluşan asayiş haberlerini devasa hallere getirerek ülkenin gözüne sokmaya kalkmasın.
Her şehirde içilen, hatta Aksaray’dan fazla tüketilen alkol konusu nedense sadece Aksaray ve 1-2 ilde sorun olurken bu iller dışında kalan illerde en küçük bir sorun gündeme bile getirilmiyor.
Ya Türkiye’nin 81 ili içerisinde 2-3 il haricindeki trafik polisleri çalışmıyor ve sarhoşları kameralar karşısında yakalayamıyor, ya da o şehirleri yönetenler bu türden ucuz reklamlarla ilgilenmek yerine sorumlu oldukları şehirlerde gerçek anlamda işlerini yapıyorlar.
Aksaray’dan başka illerde de her türden rezillik hatta çok daha fazlası olmasına rağmen ne yazık ki Aksaray’da, kendimin de aralarında bulunduğu “Basınımızın güzide temsilcileri” tarafından sipariş haberler ile bu kadar gündeme taşınmıyor.
Bu duruma göz yumulmuyor olmalı ki o şehirlerde alkollü yakalanan sürücülerden röportaj aldırılmaya çalışan polis ekipleri de yok.
Hani bir söz vardır ya “Sarhoşun mektubu okunmaz” diye.
Burada işlerini yaptıklarını bir yerlere göstermek için kameralar karşısında “Güzide basın mensuplarına” sarhoşların mektuplarını okutmaya kalkınca ne yazık ki durum buraya geliyor.
Artık Aksaray’dakiler kabul etmeseler de bu şehir birilerinin yol vermesi ile Türkiye’de suç ve günahlar şehri şeklinde anılmaya başlanmadı mı?
Bunun kimse farkında mı değil?
Yoksa farkında da umurunda mı değil?
Geldiğimiz süreçte birileri coğrafya kaderiniz diyerek işin içerisinden çıkmaya çalışsa da biz asılında suç ve günahlar şehrinde değil pirenin deve yapıldığı ve imajın 3 kuruşluk edildiği ülkenin en güzel ilinde yaşıyoruz.
Bakalım bu şehre ne kadar daha ihanet edeceğiz ya da yapılan ihanetlere ne kadar daha göz yumacağız?










Yorum Yazın