
Son günlerde ülke gündeminde magazinleştirilen haber kanallarının tek hedefleri İstanbul’da başlatılan magazin dünyası ile spor kamuoyuna yönelik yapılan soruşturmalar oldu.
Bu ülkede haber olacak başka konu yokmuşçasına haber saatleri dışında uzman dedikleri eli çubuklu her haltın uzmanı olan değişmeyen simalar şimdi de magazini, sporu ve madde konularında ahkam kesmeye başladılar.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve bağlı Savcılıklarının yürüttüğü soruşturmalar, haberlerin ana gündemi olurken bilgisine başvurulan, ifadesi alınması gereken veya hakkında suç isnat edilen suç olaylarını araştırmak ve gerek görüyorsa hakkında dava açmak olan Savcılıkların da görevlerini üstlenen bu insanlar artık hükümleri de kendileri vererek Hakimlerin de görevlerine göz diktiler.
“İddia” kelimesinin anlamından bile habersiz bu her haltın uzmanları toplumu o kadar doğru bilgilendiriyorlar ki gözaltına alınmış veya bilgisine başvurulmak üzere adliyelere çağrılan herkesi suçlu ilan ederek kalemlerini kırıyorlar.
Yargı görevini yaparken nasıl ulaştıkları belli olmayan ve gizlilik gerektiren her türlü bilgi ve belgeyi de yine aynı ekranlarda sosyal medya sayfalarında yayınlamayı hak bilenlerle ilgili bu güne kadar bir işlem yapılmaması ise olayın en şaşırtıcı yanı olarak tarihe not ediliyor.
Geçmiş yıllarda FETÖ vari haberler, servis edilen sözde delil ve alınacak olan hapis cezalarını bile kendileri veren zamanın maşalarının yaptıkları işin bir benzerini yapanlara dur diyen olmadığı gibi insanların haklarında ne hüküm verilirse verilsin gizli kalması gereken özel yazışmaları, yani davaları bile ilgilendirmeyen tüm yazışmaları da yine sosyal medya sayfalarında dolaşıma sokuluyor.
Alenen suç olan bu olaylar konusunda ülke gündemi değiştiği için sorun görülmese de elbet sorumlu olanlar bir gün hak ettikleri cezaları bulacaklar.
2011 Yılındaki sözde şike olayı konusunda olayın kumpas çıkması ve sonucunda o dönem ellerindeki gerçek olmayan bilgi ve belgelerin alışverişini yaptıkları FETÖ militanı ile yaptıkları halt, aradan geçen 14 sene sonunda ortaya çıkanlar hastalıklarını bahane etseler de elbet yaptıklarının hesaplarını verirken o dönemin basın ve kamuoyu tarafından linç edilen mağdurlarına da sadece “Kusura bakma” ya da merhum Ferhan Şensoy ile Rasim Öztekin’in başrollerini paylaştıkları “Pardon” filmindeki gibi pardon mu denilecek.
Neredeyse her gün beli başlı TV ekranlarına ellerinde çubuklarıyla çıkarak;
Türkiye çevresindeki ülkelerde başlayan savaşlarda STRATEJİ,
Pandemi ve diğer sıkıntılı salgın süreçlerinde SAĞLIK,
Ekonominin sallandığı dönemlerde EKONOMİ,
Eğitim politikaları konusunda EĞİTİMCİ,
Son haftalarda yaşanan olaylarda da hem SAVCI, hem de HAKİM olan bu insanlara bir kişi de “DUR” demezken ülkedeki değişik gazeteciler konusunda gerçek olmayan bilgiyi yayma suçu ve diğer suçlar konusunda soruşturmalar açılması, sonucunda da denetimli serbest bırakılması veya tutuklanması tuhaf değil mi?
Artık başlatılan soruşturmaların İddia olduğunu;
Bu İddia sonucunda yapılacak soruşturmalar sonucunda gerekli görüldüğü taktirde Savcılık makamlarınca İddianame hazırlanacağı ve ilgili Mahkemelerden dava açılması ve tutuklama talep edileceği.
Bu açılacak olan davaların ilgili Mahkemelerce yapılacak yargılamalar, ortaya konulacak deliller sonucunda karara bağlanacağını.
Verilen bu karaların önce İstinaf Mahkemelerinde inceleneceğini veya yüksek yargı tarafından tekrar gözden geçirildikten sonra hükümlerinin kesinleşeceğini birileri bu insanlara ne zaman anlatacak.
Saatler boyu yayın yaparak suçlamadığınızı iddia ettiğiniz insanları ellerinizdeki kendi seçtiğiniz belge ve bilgiler ışığında kamuoyu önünde mağdur ettiğinizin ne zaman farkına varacaksınız?
Bir gün de “Bırakalım da bu olayları olması gerektiği gibi yargılamalar sonunda konuşalım” deme erdemini gösterebilecek misiniz?







Yorum Yazın