
Asrın felaketi dediğimiz 6 Şubat depremlerinin üzerinden geçen 3 yıl içerisinde devletimiz deprem bölgesinde yaptığı çalışmalar ile hayatı normale çevirmeye gayret ederken, hatalarından ders çıkarttıklarını ifade eden ve ibreti alem için bölgede görevlendirilmelerine rağmen gördükleri manzaralardan hiç ders çıkartmadıklarını 3’üncü senede de gördük ve iyice de emin olduk.
6 Şubat güneş doğduğunda ortaya çıkan manzarayı tam idrak edemeyenler için gelen ikinci felakette küçük kıyameti yaşayan bölge insanları şehirler her ne kadar yeniden ayağa kaldırılsa da ölen yakınlarının acılarını hala yaşatmaya devam ederken acı ve gözyaşları sanki sadece 11 ilde kalmış gibi bir hava var.
Yurdun değişik noktalarında zaman, zaman oluşan küçük çaplı depremlerde bile yıkımlar yaşanırken insanlar hala dönüşmeme konusunda ısrarcılar.
Bununla beraber Aksaray’da da acil dönüşüm gereken yerlerde dönüşümün “D” sini bile bu güne kadar görmedik. Çarşı merkezindeki alanlardaki dönüşüm çabaları sadece çarşı merkezine has gibi görünürken yerinde dönüşüm bile müteahhitlerimizi cezbetmedi.
Yine dönüşüm çalışmalarının dışında 6 Şubat depremlerinden Kahramanmaraş ile Elbistan ilçesinde görev yapan yüzlerce AFAD gönüllüsünün de eğitim ve tecrübelerine rağmen tamamen ötelenmesi ve AFAD’dan uzaklaştırılması da gelinen süreçte 6 Şubat’ın Aksaray’da sadece bir resim sergisinden ibaret olduğunu ortaya koydu.
15 Temmuz Milli İrade Meydanında gelenekselleştirilen 6 Şubat etkinliği için meydana toplanan ekibe baktığımda aralarında Elbistan’da görev yapmış 3 veya 5’i geçmeyecek kişiyi görürken yüceleştirilmeye çalışılan dernek ve kuruluşları ön saflarda gördüm.
Bu programı organize edenlerin artık gerek felaket gerekse de felakete hazırlık boyutunda en küçük bir samimiyet taşımadıkları kanısına da o görsel ile artık ikna oldum.
Nasıl olsa ülkemiz her felaketin ardından “Hatalardan ders çıkarttığını sırıtarak açıklayan” müdürlere alışmış durumda.
Sadece Elbistan ilçesinde AFAD’ın 10 teknik personelinin yanında 100’den fazla gönüllü çalışırken yine Maraş merkezde de aylarca verilen görevleri yapan gönüllülerimiz oldu.
O bölgeyi de, yıkımı da bu insanlar görürken programlarda en ön saflara yerleştirilen sözde dernek ve kuruluşları izlediğimde programı organize edenlerin bir yerlere koltukları için mesajlar yolladığını da anlayabiliyorum.
“Allah vermesin” cümlesinin en büyük tedbir olduğu bir yerde bundan farklı bir organizasyonu da düşünmek elbette iyimserlik olurdu.
Sahipsiz şehrin, kurumunda da bundan farklı bir manzaranın oluşmasını beklemiyorum ama en azından “Acaba biraz olsun içlerinde devlet, millet sevgisi kalmış mıdır?” diyerek ısrar ediyorum.
Ne diyelim artık, 6 Şubat’ın bir görünmeyen yüzü bir de vitrinlik yüzü var.
6 Şubat’larda gördüğünüz o yüz sadece vitrinlik olanı değerli hemşerilerim. Gerçek yüzü 3 sene önce Maraş ve Elbistan’daydı.
Bu kurum ve sürece baktığımda Aksaray’ın neden bu durumda olduğunu alenen görüyor ve geldiğimiz sürecin bir tesadüf olmadığına da şahitlik ediyorum.
Aksaray’da emeklilik projelerini çizmek için gelen idarecilerin kurumlarından başarı ve proje beklemek hayalcilik değil mi?
Cumhurbaşkanımızın çok sık kullandığı bir sözü vardır ya “Nereden Nereye” hah işte Aksaray tam bu sözün karşılığı gibi “Nereden nereye” tarım ve hayvancılık kenti olması nedeniyle afet ve büyük felaketlerin yaşandığı, Türkiye’nin kalbi durumundaki kara yollarının kesiştiği nokta olması nedeniyle trafik kazlarının çok fazla olduğu bir şehirde “Aman” diyenin ensesinde biten ve her olayda ilk gördüğümüz kurum olan AFAD’ın 2 sene içerisinde geldiği nokta Aksaray’ın hak ettiği gibi yönetildiğini de ortaya koymuyor mu?
Yazının başlığında da dediğim gibi 3 yılda yapılan tek şey 3 fotoğraf sergisi ve bu sergi de yine öğretmenlerimiz tarafından organize edilmiyor mu?
Ne diyelim artık “Yaşadıklarımız hak ettiğimiz gibi” değil mi?







Yorum Yazın