
Çoğaldığımız 10 Ocak haftası bu senede geçen seneki gibi bildik şekilde sona erdi.
Her sene kavga ve gürültü için fırsat kollayan bizler yine son gün akşamında yaptık yine yapacağımızı.
Geçen sene 10 Ocak akşamı yani gazeteciler günü etkinliğinin son programında yaşananlar ile final yapan günümüz bu haftada ilimizin öncü Sivil Toplum Kuruluşlarının davetlisi olarak katıldığımız programda yaşananlar ile benzeri olaylara farklı tepkiler ile son buldu.
Bu güzel günde de oturup dostça sohbet etmeyi beceremedik yine.
Yine de bu hafta dolayısıyla bizlerle birlikte olan tüm ev sahiplerine teşekkür ediyorum.
Ne yazık ki insan olarak tüm olaylara aynı tepkileri verememe gibi tutarsız tavırlarımız nedeniyle güven sorunuyla birlikte insanların da kafalarında soru işaretleri oluşmasına neden oluyoruz.
***
Çok değil daha bahar ayında merkez Valisi olarak görevlendirilen Sayın Valimiz Mehmet Ali Kumbuzoğlu’nun davetlisi olarak katıldığımız programda Vali beyin davetlisi olarak programa katılan bir hanımefendi ildeki tüm basın mensuplarının içerisinden resmen geçmiş ve neleri yazıp, neleri de yazamayacaklarını kalem, kalem sıralamıştı.
Attığımız başlıklardan turizmin gelişememesinden bile bizleri sorumlu tutmuştu.
O gün o yaşanan olaylar neticesinde ben ve 1-2 meslektaşım salonu terk etmiş ve konuyu da kınayan kendi görüşlerimizi belirten yazılarımız ile de net tavırlarımızı ortaya koyarken diğer meslektaşlarımız o masalarda dinledikleri cümlelere rağmen oturup güzellemelerine de devam etmişlerdi.
O gün ve sonrasında bu olay konusunda hiçbir tepki vermeyip adeta ölü taklidi yapan idealist gazetecilerimiz ile bu olayın üzerinden aylar geçtikten sonra gazeteciler günü etkinliklerinin son gününde Aksaray’daki Sivil Toplum Kuruluşlarının ortaklaşa düzenledikleri programda bir araya geldik.
Daha salonun girişinde “Bu sene kavgasız bitecek” derken gecenin sonu yine hüsran oldu.
STK’larımızın ortak çağrısı Aksaray ile ilgili olan olumsuz haberler olunca Vali beyin misafiri olan hanımefendinin konuşması karşısında bir kelime bile etmemişken STK’lara tepki verip dozunu da artırınca etkinin karşılığı olan doğal bir tepki ile karşılaştı.
Nihayetinde duydukları karşılığında asabileşen meslektaşımız salondan ayrılarak duruma tepki verince bu toplantı da burada sona erdi.
Benim için çelişki tam da burada başladı ve kendime “MAKAMLARA GÖRE FARKLI TEPKİ” böyle oluyormuş dedim.
Ne yazık ki, geçen sene gazetecileri aşağılayan ve deklarasyona ne o salonda ne de sonrasında hiçbir tepki vermeyen arkadaşımızın bu tepkisi Aksaraylı olan STK başkanlarına gelince 180 derecelik bir evrim geçirdi.
Yine geçen sene 10 Ocak akşamı kendi ev sahipliklerinde salonda bir gazetecinin darp edilmesi de bu ilin basın camiasının yüzde 99’u tarafından görmezden gelinmişti.
İşte tüm bunları görünce “Makamın Gücü” duyguların da, düşüncelerin de, ağızdan çıkan cümlelerin tonlarının da değiştiğine şahitlik ettiğim bir 10 Ocak akşamını geride bıraktım.
Gerçekten merak ediyorum bahar ayında çok daha ağır şekilde tonlamaların olduğu, Aksaray basınının yok sayıldığı konuşmaları sessizce dinleyip tepki vermezken “Aksaray’ın olumsuz tanıtımında sizin de etkiniz” var cümlesine neden bu kadar tepki verilme gereği duyuldu?
Benzeri talepler karşısında neden tepkileriniz 180 derecelik evrim geçirdi?
Yoksa “O ev sahipliğini yapan valiydi ona tepki vermeye gücümüz yetmez de, bunlar bizim insanlarımız nasıl olsa çerez, biz bunları yeriz mi?” dediniz…









Yorum Yazın