Nazmi Çalışkan

Nazmi Çalışkan

Mail: [email protected]

“Bizim Çocuklar” Diye, Diye Şımartmadık mı?

“Bizim Çocuklar” Diye, Diye Şımartmadık mı?
Koskoca bir devlet olarak ikinci kez katıldığımız dünya kupasından hak ettiğimiz şekliyle turnuvanın başında daha gol atma becerisi bile gösteremeden elenmeyi garantiledik. Bu başarısızlığın faturası için ulus olarak sorumlu ararken özellikle TV kanalları ile sosyal medya platformlarında acımasız eleştiriler de gelmeye başladı. Bu kadar acımasız eleştiriye ne gerek var ki? Bu çocukların dünya kupasına katılmadan önce oynadıkları final maçında sahaya koydukları emek ve mücadeleye baktığınızda gerçekten bu turnuvadan bir beklentiniz var mıydı? Bu turnuva Türkiye olarak bir imaj ve reklam malzemesi olabilirdi biz onu da başaramadık. Bu reklam ve imaj konusunda da Dünya kupasına katılmanın kendi becerileri olduğunu düşünenler kendi imajları ve reklamları için bir ulusun beklentilerini boşa çıkartırken yine sosyal medya hesaplarından turnuvayı sabah namazına kalkanların imanlarına bağlayanlar da kendilerince şovlarını yaparak akıllarınca gündem olmayı başardılar. 2002 Yılındaki turnuva ile bu turnuvaya baktığımızda futbolcular ile milli takımdan başka başrol oyuncusu yokken bu turnuvada herkes başrol oyuncusu oldu. Söz sırası futbolcular ile teknik ekibe gelmediğinde onlar da ilgi odağı olmak için saçma sapan imaj ve sosyal medya şovları ile “Biz buradayız” dediler. Maçlar saat “5,6 ve 7’de” diyerek “Sizler bu saatte kalkamazsınız, bu iş bu ülkenin Müslüman evlatlarına kaldı” iması ile program yaparak yalanlardan ve iktidarın gücünden beslenmekten başka hiçbir becerisi olmayanlar ile teknik ekibin yerine göz koyanların yaptıkları arasında çıkar bağlamında fark olmasa da bu milletin 3-5 hafta umutlarına sarılmasını önledi sizin çocuklar. “Bu turnuvaya katılmakta başarı” cümlesi ile kendi kendini tatmin etmeye çalışanlar ile 1980’li yıllarda Avrupa’da 4-5 yiyen milli takıma “Yenildik ama ezilmedik” manşetlerini atanların hedef ve vizyonları arasında bir fark olmadığını da açıkça görüyoruz. Ne diyelim kimilerine göre katılmanın bile başarı sayıldığı Dünya kupasına değişik şovlarla, sponsorlarla, reklamlarla, mehter marşlarıyla yolladığımız kahramanlarımızı 5 yıldızlı otellerindeki tatillerine de yine aynı şekilde yerleştirmekte yine bizlere yeter. “Türkiye liginin sportif gerçekliği yok” diyerek ülkeyi terk eden adamın dediği bu turnuvada bir kez daha ortaya çıktı. Turnuva öncesinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcı vekilinin bahis ve şike soruşturmasını dünya kupası sonrasına ertelendiğini açıklaması zaten bu sonucu beklememe neden olmuştu. Şunu unutmayalım; Yeni nesil anne ve babaların yetiştirdiği yani bizlerin pamuklarda ayrıcalıklarla, Sorumluluk duygusunu yüklemediğimiz, Birçok değerden bihaber yetiştirdiğimiz, Utanma duygusunu aşılamadığımız, Kul hakkının ne olduğunu anlatamadığımız, Her suç ve kusurlarında arkalarını topladığımız, Biz giymedik onlar giysinler, Biz yemedik onlar yesinler, Biz okumadık onlar okusunlar diye, diye her zaman yüklerini aldığımız evlerimizin içerisindeki çocuklar gibi milli forma ile herkesin nemalanmak adına değişik bir anlam yükleyerek Amerika’ya yolladığı çocuklardan ne bekliyordunuz ki? Elbette sonuç bundan farklı olmayacak ve haklı olduğunu düşündüğüm eleştirilere de kendilerince kızacak ve tepki göstereceklerdi. Şimdi gözümüz kulağımız İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığında gerekeni umarım geçte olsa yapar ve Türk futbolu bir arınmaya girer. Aksi halde daha çok TOGG konvoyları ile yolcu edip birde futbolcularımızdan “Şükür edin be” cümlesini duyarız.

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar