
11 Ayın Sultan’ı olarak adlandırdığımız rahmet ve bereket ayı olan Ramazan ayına girdik.
Bu ay süresince sağlık durumları iyi olanlar oruçlarını tutarlarken her sene bildik “Sakız orucu bozar mı?” gibi soruları da yine TV ekranlarında birilerine anlatmaya çalışarak görevlerini yerine getirecekler.
Her ayda yapılması gereken fakirlere yardım süreci sadece Ramazan ayına has olarak anlaşıldığı için yardımlar ihtiyaç sahipleri kadar ihtiyacı olmayanlara da gideceği gibi insanlara yol göstermek isteyenlere de gün doğacak.
-Bu ay boyunca ibadetleri yorumlamak için banka hesaplarını dolduracak olan TV ekranlarındaki âlimler bildik sorulara cevap verirken yüzyıllar önce yaşandığı iddia edilen hikâyeleri de yaşamış gibi anlatarak reytinglerini yükseltirken gelecek seneki işlerini de garanti altına almaya çalışırken bazı günlerde gözyaşlarını da boncuk, bocuk akıtacaklar.
-Her sene olduğu gibi birileri dernekler ve vakıflar ile “Sizler yardım yapmayı ne bileceksiniz” Sizlerin adına yardımlarınızı bizler yapalım diye kapılarınızı çalacak ve çevrenizdeki ihtiyaç sahibi hanelere yapmanız gereken yardımlarınızı toplayıp kim bilir nerelere yollayacaklar.
-Yine her sene olduğu gibi birileri marketlerindeki elde kalmış, tarihi geçmiş, kokmuş ürünlerini kolilere yerleştirerek Ramazan paketleri yaparak zekâtlarını verecek olanların ayırdıkları bütçeleri Allah’tan korkmadan toplamanın yoluna giderken dağıtılan kolilerdeki ürünlerin yarısından fazlasının çöplere gidişine aldırış etmeden depolarını boşaltmanın huzurunu Ramazan ayının manevi atmosferinden üstün tutacaklar.
-Yine ildeki ekmek ve pide fırınlarındaki çalışanlar 30 gün boyunca Aksaray’ın en özel insanları olduklarını düşünerek kapılarında sıra bekleyenlere bağırıp, çağırmayı kendilerinde hak bilirken tanıdıklarına ayrıcalıklarını da ihmal etmeyecekler.
-Yine o fırınların kapılarında ekmek veya pide almak için yığılan ekip de Ramazan ayında bile kul hakkının ne anlama geldiğinin hesabını bile yapmadan iftar sofrasında sıcak ekmek yemek için insan olanların uymakla yükümlü olduğu tüm kuralları ihlal etmeyi kendilerine hak bilecekler.
-Bu senede ahalimizin yarısına yakını 30 günlüğüne şeker veya tansiyon hastası olduğunu anlatmaya çalışırken günahlarını doktorlara atacaklar.
-Hanelerine yetecek kadar yardım alanlar yardımların diğer hanelere de ulaşmasının yolunu kapatmak için “Yeter” demeyerek “Hepsi benim olsun” çabası ile kapı, kapı dolaşmaya başlayacak.
-Bu sene de iftar çadırlarında oruç tutanlara yer kalmazken burayı aş evi gibi kullananlar masalardan topladıklarını israf olsa da evlerine götürecek.
-Oruç’un farz olduğundan haberleri bile olmayan saygınlarımız her gün düzenlenen şaşalı iftar yemeklerinde başköşelerde ağırlanırken çaplarınca insanlara yol gösterme cüretinde de bulunacaklar.
Yani bu sene de bizler yine sakızın orucu bozup bozmayacağını dinlerken birileri de kapılarınızı çalarak sizlere “Sizler kendi başınıza yardım etmeyi bile beceremeyecek insanlarsınız” dermişçesine yardımlarınıza aracı olmaya çalışacak.
Bu yukarıda saydığım her şeyi geçen senelerde olduğu gibi bu ve bundan sonraki Ramazan aylarında yaşayacağını bilen birisi olarak şimdiden tüm hemşerilerim ve İslam âleminin Ramazan ayını tebrik ederken ibadetlerinizde Allah ile yardımlarınızda da kulu ile aranıza aracı koymayacağınız bir ay geçirmenizi dilerim.









Yorum Yazın