Yaldır “Su, Milli Güvenlik Meselesi Haline Geldi”

  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
Yaldır “Su, Milli Güvenlik Meselesi Haline Geldi”
Aksaray’ın yıllardır beklediği tarımsal sulama konusunu TBMM gündemine taşıyan İyi Parti Aksaray Milletvekili Turan Yaldır ülke için su sorununun Milli Güvenlik Meselesi haline gelmeye başladığının altını çizdi.

Türkiye’nin en az yağış alan ili olmasına ve tahmin edilen süreden çok daha erken çöl iklimine kavuşan Aksaraylı üreticilerin su isyanlarını yerinde dinleyen ve geçen haftalarda Eskil bölgesindeki üreticileri dinleyen İyi Parti Aksaray Milletvekili Turan Yaldır yaptığı çalışmalar sonrasında su sorununun Türkiye’nin Milli Güvelik Meselesi haline geldiğini belirterek konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisi Gündemine taşıdı.

TBMM genele kurulunda su sorunu konusunda söz alan Milletvekili Yaldır sorunun sadece Aksaray’ın değil ülke geleceğinin sorunu olduğunun altını çizdiği konuşmasında Akdeniz, Ege Denizi ve Karadeniz’e boşa akan akarsuların iç havzalara çevrilmesinin önemine vurgu yaptığı konuşmasında; “Türkiye’de tarımın su sorunu artık bir milli güvenlik meselesi haline gelmiştir. Yeraltı su rezervleri son 15 yılın en düşük seviyesinde. Su meselesi tek başına Tarım Bakanlığı'nın meselesi olmamalıdır. Su sorunu iktidarıyla, muhalefetiyle, meclisiyle, Türk milletinin ortak meselesi olmalıdır. Bütçe görüşmelerinin ilk gününde su meselesiyle ilgili konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz'ın tüm önerilere açığız sözlerinden yola çıkarak diyoruz ki su sorunu ile ilgili yetkin bir komisyon kurulmalı. Vatan toprağı kadar kutsal ve kıymetli olan bu meseleyi hep birlikte el ele vererek çözmeliyiz. Su Bakanlığı kurulması dahi gündeme alınmalıdır. Çiftçilerimiz dolu, don, kuraklık gibi doğal afetlerin yanı sıra elektrik, tohum, ilaç, gübre ve mazot fiyatlarındaki fahiş fiyat artışlarıyla mücadele ederken önlen alınmaz ise yakın gelecekte su sorunuyla da tam manasıyla tanışmış olacaklar. Oysa tarım stratejik önemini kavrayan ülkeler nehir havzalarından kurak ve verimsiz bölgelere suyu kanallar, tüneller, barajlar ve pompa istasyonlarıyla ulaştırmakta, tarım yapılamayan çöl ve kurak arazileri verimli üretim alanlarına dönüştürmektedir. Örnek vereceğim Uruguay. Amerika, kuzeydeki nehirlerden güneydeki çöl bölgelerine 1100 kilometre ve 600 kilometre uzunluğunda iki adet büyük sulama kanalı inşa ederek, dünyanın en büyük sebze, meyve ve yem bitkisi üreticilerinden birisi haline gelmiştir. Çin güneydeki su zengini nehir havzalarından kuzeydeki çöl ve kurak bölgelere yaklaşık 1200 kilometre uzunluğunda kanallarla su taşıyarak milyonlarca hektar alanı tarımsal sulama alanına açmıştır. Hindistan kuzeyden güneye uzanan ve 2000 kilometreyi aşan sulama kanallarıyla nehir sularını kurak tarım havzalarıyla buluşturmuştur. Yanı başımızdaki komşumuz İran'da ise tarımsal sulama amacıyla 1000 kilometreden fazla kanal inşa edilmiştir. Suudi Arabistan'da nehir dahi olmamasına rağmen deniz suyu arıtılarak yüzlerce kilometrelik boru hatlarıyla çöllere taşınmakta ve sulu tarım yapılmaktadır. Bu örnekler yalnızca bu ülkelerle de sınırlı değildir. İspanya, Mısır, Avustralya, Fas, İsrail ve daha niceleri çöllerini ve kurak bölgelerini suyla buluşturup yeşertirken, bizde ise ülkenin dört bir yanındaki nehirlerimiz denizlere adeta bedavadan akmaktadır. Oysaki nehirlerden ovalara tarımsal suyu akıtabilsek, tarımsal üretimde ülkemiz dışa bağımlılıktan kurtulacak, çiftçimiz nefes alacak ve gıda güvenliğimiz sağlam temellere oturacaktır. gıda artık yalnızca ekonomik bir konu değil, milli güvenlik, bağımsızlık ve beka meselesidir. Bugün gelinen noktada, ülke olarak gıda üretiminde kendi kendimize yetemediğimiz gerçeğiyle yüzleşmek zorundayız. Toprağını, suyunu ve üreticisini koruyamayan hiçbir ülke ayakta kalamaz. Sayın milletvekilleri, dünya nüfusundaki hızlı artış ise bu tabloyu daha da çarpıcı hale getirmiştir. 1600 yılında yaklaşık 600 milyon olan dünya nüfusu, 1927'de 2 milyara, 1999'da 6 milyara, 2002'de 8 milyara ulaşmıştır. 2050 yılında ise 10 milyar olacağı öngörülmektedir. Özellikle 1950'den sonra yaşanan hızlı nüfus artışıyla birlikte dünya nüfusu son dönemde yaklaşık her 12 yılda 1 milyar artmaktadır. Yapılan bilimsel araştırmalar, nüfus artışı, iklim krizi ve kuraklığın etkisiyle 2050 yılında dünya tarım üretiminin ancak Çin nüfusunu besleyebilecek düzeyde kalabileceğini ortaya koymaktadır. Bu tablo, tarımda üretimin ve planlamanın ertelenemez bir zorunluluk olduğunu açıkça göstermektedir diyor” diyerek adeta Aksaraylı üreticilerin sesi oldu. (Haber: E.BUDAK ÇALIŞKAN)

Anahtar Kelimeler:
  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN
Belediye, Tarihi Mekanlara Yeni Yollar AçıyorÖnceki Haber

Belediye, Tarihi Mekanlara Yeni Yollar A...

Eski Uzman Çavuşlar İçin Beklenen Açıklama GeldiSonraki Haber

Eski Uzman Çavuşlar İçin Beklenen Açıkla...

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar