Koltuk Sevdamız
“Heyt be koltuk sen nelere kadirsin” Demek geliyor içimden. Ülkede ve memleketimiz Aksaray’da insanların makam, mevki ve koltuk sevdalarına baktığımda “Bu koltuklarda ne keramet var?” demekten kendimi alamıyorum.
Siyahı, kahverengisi ve turuncusu hiç fark etmeden her sandığa ilerleyen koltuğun peşinde koşan binlerce insanı gördüğüm de ben de bir koltuk sevdasına düşmüyor değilim.
Daha yakın zamanda gerçekleşen seçimlere baktığımda ildeki herkesin bir makam peşinde olduğunu da görüyoruz.
Koltuğun rengi ne olursa olsun hepsine aday olanlara baktığımda ise bu koltuklardan ziyade koltukların açtırdığı kapıların daha önemli olduğunu görmeye başladım.
Malumunuz üzerine ilde başkan ve müdür sıfatı bulunmayan insan sayısı her geçen gün azalıyor.
Bir yerde başkan olamayan hemen ertesi gün isminin başına başkan sıfatı ekletecek bir dernek veya cemiyet kurarak kamu kurum ve kuruluşlarına ziyaretlere başlıyor.
Belli başlı koltuklara aday olanlar o koltuklarda oturanların kapasite ve çaplarını beğenmediklerini her türlü ortamda kısık seslerle dillendirseler de koltuk sahibini karşılarında gördüklerinde ise saygılarını en yüksek seslerle de dile getirmekten vazgeçmiyorlar.
Yakın zamanda gerçekleştirilen ATSO ve Borsa seçimlerinin ardından ilde diğer STK seçimleri için de kollar sıvanmış durumda.
Özellikle Ziraat Odası başkanlığı için kıyasıya bir yarış olacağı daha bugünden ortaya çıktı.
Mevcut başkanın karşısına 2 aday çıkarken yine beklenti içerisine girenler ile havayı koklayanların olduğu da kulaklarımıza gelmeye başladı.
Bugün aday olanların Ziraat Odasının ve yönetiminin neyi eksik yaptığını konuşma cesaretinde olan bir kişi bile çıkmıyor.
Herkes çok daha kaliteli işler yapılacağını söylese de, bu güne kadar nelerin kalitesiz yapıldığına açıklık getirmiyor.
Her koltuğa aday olan koltuklarda oturan yöneticilere methiyeler dizerken kendilerinin çok daha başarılı olacaklarını iddia ediyorlar.
Bu durumda aday oldukları koltukların yöneticilerinin başarısız olduğunu da nazik bir dille ifade etmiş olmuyorlar mı?
Yani her seçim döneminde “Biz abi-kardeşiz” söylemleri ile yola çıkanların samimiyetsiz duruşlarına baktığımızda koltukların bu ülkenin başındaki en büyük belalardan birisi olduğunu görmüyor muyuz.
Yakın zamanda yapılması beklenilen Ziraat odası başkanlığı bile şimdiden sahada başka mecralara çekilmeye başlanmadı mı?
Üstat Recep Turan kaleme aldığı yazıyı durduk yere macera olsun diye mi karaladı?
Her seçim dönemi ortaya çıkan siyasi müdahaleler artık gerçekten kabak tadı vermedi mi?
Mevcut oda başkanının ili yöneten bir siyasi ile yakın ilişki içerisinde olması görevinin gereği değil mi?
Bu mevcut oda ve üyelerine bu güne kadar ne kazandırdı? Ne kaybettirdi?
Bunların kefeye konulması gerekirken insanlara kinlerini seçim günlerine saklayanlar için de sandıkların kurulacağı günlerin yakın olduğunu umarım hiç ama hiç kimse unutmaz.
Bu ilde kaç tane dernek, cemiyet, oda ve birlik olduğundan haberdar olan kaç kişi var.
Ben gazeteci olduğum halde artık kendi meslek dalımda bile kaç tane başkanın olduğundan habersizim.
Sayısını bilmediğim kadar basın cemiyeti,
Ne iş yaptığını bilmediğim dernekler,
Seçim zamanları ortaya çıkan STK’lar,
Aksaray için bir kelime bile konuşmayan, hiçbir şey üretmeyen, kendi üyelerinin sorunlarını bile dile getirmeyip sadece makamlarda kırışmak için başkanlık sıfatı taşıyan kaç insanın bulunduğunu tahmin edebilen var mı?
İnanın bu soruyu bu şehrin derneklerinin kaydını tutan resmi kurumun başındaki yetkiliye sorsak o bile bir yutkunup kayıtlara bakıp doğru olmasını umut ettiği rakamları bizlere açıklar.
Artık cemiyet, dernek, oda ve birlik gibi oluşumlar ile başkan sıfatı taşıyan insanların çöplüğü haline gelmiş olan Aksaray’da bir temizliğin zamanı gelmedi mi?
Koltuğu olup da, temsil ettiği üyeleri ve Aksaray için bile bir kelimelik derdi ve tavsiye edeceği projesi olmayan bu insanlardan ne zaman kurtulacağız?
Her sokağa çıktığımızda insanlara “Başkanım” demek gelenek haline gelmedi mi?
Kısır günü yapar gibi başkanlık sıfatları ile yaşadıkları şehre hiçbir şey katmayan insanların takım elbise ve kravatları ile kırışmalarından sadece ben mi sıkıldım.
Yoksa bu el pençe divan duruşlar gerçek maka-mevki sahiplerinin egolarını mı tatmin ediyor?



Yorumlar
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz!