
Aksaray’da son yıllarda yapılan atama kararları ve ile yeni gelen bürokrat ile memurlar konusundaki talihsizliklerin ardı arkası kesilmez oldu.
1-2 İstisna hariç nerdeyse her gelen gideni mum ile aratmaya devam ediyor.
İlde geçmişte gelinen yerin ilerisine taşıması gereken insanların sadece emeklilik hayalleri ile doldurdukları koltuklardan kalkmadan, suya sabuna dokunmadan yani hiçbir sorumluluk almadan sözde icra ettikleri görevlerinin Aksaray’a ne kadar zarar verdiğini düşünmeyen denetim mekanizmasının da çalışmaması ne yazık ki bizi bu duruma getirdi.
-“Ben burada bir sorun yaşamazsam emekliliğimde huzurlu şekilde yaşarım” mantığı ile kamu kurum ve kuruluşlarının koltuklarını işgal edenler,
-“Hastanede insanlar randevu bulsalar da, randevu aldıkları doktorları bulamıyorlar” dediklerimiz “Biz doktorlar küsmesin, Aksaray’dan gitmesinler diye onları memnun etmeye çalışıyoruz, yoksa hemen Aksaray’dan gidiyorlar” cevabını aldıklarımız,
-“Aksaray’da trafik sorunu var, sorun da şu bölgelerde diye göstere göstere yazmamıza” rağmen “Bizim bir sorunumuz yok” diyenler,
-“Tarımda su sorunu acil çözülmeli, neler yapacaksınız?” sorusunu yönelttiklerimiz “Arpa ve buğdaydan başka ürün ekmesinler” cevabını verenler,
-Geçmişte yılda 200’ün üzerinde olaya müdahale etmesine rağmen son yıllarda binasına hapsolan ve tüm yükü Aksaray belediyesi itfaiye müdürlüğüne yıkan sözde kurumun neleri yapması veya neleri yapmaması gerektiğini bilmeyenler olduğu sürece Aksaray sadece tarımda değil ülke yatırımlarında ve hizmetlerde de kurak bir şehir olarak kalacaktır.
-Tarihi ve doğal güzellikleri saymak için bir nefes yetmezken turizm için bir nefes verilemezken,
-Türkiye’nin makası konumunda olan ve şehrin ortasında kalan E-90 karayolunun doğru bir çalışma ile şehirden çıkartılması sağlanamazken,
-Ağaç fakiri olan bir şehir olunmasına rağmen DSİ’nin şehrin en yeşil alanını kelaynak kuşuna çevirmesi görmezden gelinirken,
-Başka bir kültür merkezi olmayan bir şehirde sadece güçlendirme ve tadilat çalışması için kapatılan kültür merkezinin akıbetini kimseler soramazken,
-Halkın asayiş endişesi her geçen gün daha fazla artarken,
-Eğitimde her geçen yıl düşen başarı çizgisinin önlenebilmesi için tek tedbir ETÜD merkezleri ile dershaneler olurken,
-Üreticisi “Çalışa, çalışa batıyoruz” diye feryat ederken kulaklarını kapatanların bulunduğu bir şehirde yönetenlerin, saç şekilleri, kılık kıyafetleri, makam odalarındaki zarafet, sosyal aktiviteleri ile belli başlı organizasyonlarda güç gördüklerine yancı olabilmeleri elbette başarıları olacaktır.
Bu şehre hiçbir şey katmayan, şehrin derdi ile dertlenmeyen ve burada emeklilik için şafak sayan kamburlarımızdan kurtulmadığımız sürece de süreç aynen devam edecektir.
Bu şehirde idareciler yazı içerisinde de bahsettiğim gibi kurumlarındakileri değil Aksaray halkını memnun etmeye çalışacaklar ve her kamu kurum ve kuruluşu da halktan gelen doğru ve haklı talepleri kamu şartlarının verdiği imkân ile yerine getirerek halka hizmet etmekle mükelleftir.
Bugün işinin başına türlü bahaneler ile gelmeyen kamu çalışanları da sorumsuzluklarının bedellerini hak ettikleri ölçüde ödemekle yükümlüdür.
Aksaray’daki hiçbir vatandaş 1980-1990’lar Türkiye’sindeki “Bugün git, yarın gel” mantığını hak edecek hiç ama hiçbir şey yapmadı.
Sizler o koltuklarda oturmak için birbirinizi mutlu etmeye çalışsanız da elbette bu dünyada vermeyeceğiniz hesabı yaradan sizlerden mahşerde soracak ve bu bedeli orada çok daha ağır ödeyeceksiniz.
Sizden ricam; Bu il için bir proje veya hizmet çabanız var ise yolunuzu açalım, yok “Sadece gün dolduruyorum” diyorsanız ne olur bu ilden defolup gidin…







Yorum Yazın