Nazmi Çalışkan

Nazmi Çalışkan

Mail: nazmicaliskan@aksaray68haber.com.tr

Devlet Eşkıyalığı

Devlet Eşkıyalığı

21’inci yüzyılda bir devletin artık devlet olmaktan çıkıp eşkıya kimliğine büründüğünü ve koğuş ağası gibi her istediğine çökebildiğini hep birlikte izliyoruz.

Kimileri keyif ile, kimileri de endişe ile izlerken sanal alem dışında diplomatik olarak Dünya bu eşkıya düzenine seyirci.

Şimdiye kadar sözde demokrasi ile özgürlük götürdüğü ülkelerde kan ve göz yaşından başka sonuca ulaşmayan NATO’yu babasının çiftliği gibi kullanan ve Dünya topraklarının tamamında söz sahibi olduğuna inanan sözde özgürlüklerin ülkesi aynı tesadüf ile petrol ve altın zengini bir ülkeye daha el koydu.

Kendisine göre suçlu kabul ettiği ve içerisinden satıldığı kesin olan devlet başkanını bir gece operasyonu ile sözde yargılamaya ve cezalandırmaya götürdü.

Bugün bu duruma ses çıkartmayanlar sıranın kendilerine geleceğini bile, bile sarı öküz hikayesinde olduğu gibi olup biteni izlerken işgallerini 3-5 yıl erteleyebilmenin rahatlığı ile yastıklara başlarını koydular ve terör devletine düşman olup, sığınabilecek ülkeleri düşünmeye başladılar bile.

Elbette 13 yıldır ülkesini istediği gibi yöneten ve demokrasiyi askıya alan;

Dünya’nın en zengin ülkesinde insanlarını sefalete sürükleyen,

10 Yıl içerisinde yaklaşık 9 milyon vatandaşının ülkesinden kaçmasına neden olan birisini savunmuyorum. Ama bu demokrasi ile yapılmalı bunun kararını da o ülkenin insanları vermeli.

Bugün gelinen noktada bir devletin başkanı başka bir devlet tarafından alınıp kaçırılıyor ve buna da “Demokrasi getiriyoruz” diyerek açıklama yapılıyor.

Sizlerin getirdiği demokrasinin örneklerini ve sonuçlarını görmek isteyenler bir zahmet;

Afganistan’a,

İran’a,

Irak’a,

Suriye’ye,

Mısır’a,

Libya’ya,

Lübnan’a,

Uzak Doğu ülkelerine ve sömürüldüğünü bugüne kadar hissetmemiş olan Arap coğrafyasına baksınlar.

Sözde demokrasi diye girilen ve kendi halkları ile işgal edilmiş olan topraklardaki kanının hiç kurumadığını, açlık ve sefaleti, ortada olmayan düzeni ve koltuklara oturtulan devlet adamlarına baksınlar.

Kesinlikle tek adam denilen rejim ve diktatörce yönetilen sistemi savunmuyorum. Seçimlerle yani kendi halkının oyu ile gelen insanların kendi halklarının oyu ile gitmesine, kendi koydukları adalet sistemine göre yargılanması taraftarıyım sadece.

Bir ülkeyi basıp, devlet başkanını kaçırıp malına çökmenin karşılığı bundan 2 bin sene önce de bugün de eşkıyalıktır. Ve bu eşkıyalığa sessiz kalmak sadece başa gelebilecek felaketleri öteleme çabasıdır.

Onun için biz hep birlikte biz olalım ve başkalarından gelecek demokrasi yalanlarını dinlediğimizde aklımıza demokrasi getirilen toprakları getirelim.

Sonuç olarak hepimiz kendi demokrasimize, inandığımız değerlere ve topraklarımıza sahip çıkmazsak başkalarının getirdiği sözde demokrasi postallarının altında hep birlikte yok olup gider ve bu günlerimizi de çok ararız…

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar