Yaldır “Ateş Sizin Evinize Düşmedi Diye mi Susuyorsunuz?”
Komisyonda yaptığı konuşmada milletvekillerine seslenen Yaldır “Bu hayasızlığa İYİ Parti olarak sadece bizler mi itiraz edeceğiz? Sadece bizler mi karşı geleceğiz? Siz bu ülkenin, bu milletin milletvekilleri değil misiniz? Ateş sizin evinize düşmedi diye mi susuyorsunuz?” ifadesini kullanarak sessiz kalan milletvekillerine tepki gösterdi.

TBMM’de büyük tartışmalara rağmen Adalet komisyonundan geçen ve adına Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine dair kanun teklifi itirazlara rağmen komisyondan geçti. Çerçeve veya Süreç yasası olarak da adlandırılan yasa teklifine İYİ partililer tepki gösterirken zaman, zaman tartışmaların kavga boyutuna dönmesi haber kaynaklarında gündeme getirilmese de sosyal medya platformlarının en çok izlenen ve tepki gösterilen görselleri arasında yer aldı.
Sürece en başından beri karşı çıkan ve imza vermeyen İYİ parti genel başkan yardımcısı ve Aksaray Milletvekili Turan Yaldır’da komisyonda yaptığı konuşmada sürecin bütün partileri tek ses olması şeklinde birleştirdiğini konunun halkın sorunları olduğunda partilerin birleşemediklerini hatırlatarak yaptığı konuşmasında; “Bu kanun milli dayanışma kanunu değildir. Toplumsal bütünleşme kanunu ise hiç değildir. Ne kadar süslerseniz süsleyin, hakikat gün gibi ortadadır. Bu kanunun adı PKK'ya af kanunudur. Yıllardır emeklinin, çiftçinin, işçinin ve memurun derdinde bir araya gelemeyen partiler, mevzu PKK'ya af olunca bir anda tek ses oldu. Teröristlere af yolu açmak için sıraya girdiler. İYİ Parti hariç mecliste grubu olan tüm partilerin komisyon üyeleri bu kanunda şu an bu salonda aynı noktada buluştular. Buradan kendilerine soruyorum, bu ittifakın adını ne koydunuz? Söylemeye diliniz varmıyorsa biz söyleyelim. Saklamaya çalıştığınız ittifakın adı kimler, kimlerle yan yana ittifakı mı? Yoksa teröriste taviz, PKK'ya af ittifakı mı? Keşke hepinizi birleştiren PKK'ya af değil de Türk milletinin derdi olsaydı. Buradan PKK'ya af sürecine destek veren bütün siyasi partilere sesleniyorum. Bu hayasızlığa İYİ Parti olarak sadece bizler mi itiraz edeceğiz? Sadece bizler mi karşı geleceğiz? Siz bu ülkenin, bu milletin milletvekilleri değil misiniz? Ateş sizin evinize düşmedi diye mi susuyorsunuz? Kardeşlerimizin katilleriyle pazarlığa her kim kalkışırsa kalkışsın, karşısında dimdik durmak biz Türk milliyetçilerinin namus borcudur. Ve bu öğreti bize bugün bebek katiline umut hakkı bahşedenler tarafından öğretilmiştir. Bunu kendi partimiz yapsa da yine karşı çıkarız. Üzerimizde emeği olanlar yapıyor, onlara da karşı çıkıyoruz. Çünkü mesele parti meselesi değildir. Mesele Şehitlerimizin aziz hatırasıdır. Bugün böylesine tavizsiz bir duruşa sahip olmak da sadece İYİ Parti'nin şeref payesidir. Bizler barışa ve kardeşliğe asla karşı değiliz. Türk’le Kürt küs değil ki barışsın. Hasım değil ki kardeşliğine zeval gelsin. Bizim bu kanuna karşı olma gerekçelerimizi duyunca, vay efendim siz kan akmasını mı istiyorsunuz, siz terörden besleniyorsunuz gibi safsata cevaplar duyuyoruz. Büyük harflerle söylüyorum, kulaklarınızı açın da duyun. Kim kandan besleniyorsa ya da beslendiyse, kim terörden besleniyorsa ya da beslendiyse Alçaktır! Şerefsizdir! Namussuzdur! Elbette terör bitmelidir. Biz terörün bitmesine değil, teröristle pazarlığa ve onları afla karşıyız. Elbette PKK ve uzantıları olan KCK, PYD, YPG, PJAK hiçbir pazarlık ve taviz olmaksızın silahlarını kayıtsız ve şartsız teslim etmeli. Kırk yılı aşkın süredir milletimizin canını yakan terör belası bu topraklardan sökülüp atılsın. Bunu istemeyen de alçaktır, namussuzdur, şerefsizdir. Eğer ki toplumsal bütünleşme sağlayacaksanız önce bu vatan uğruna evladını toprağa veren annenin gönlüne bakacaksınız. Ömrünün geri kalanını protezle geçiren gazinin yüzüne bakacaksınız. Babasını hiç tanımadan büyüyen Şehit çocuğunun gözlerine bakacaksınız. Sonra karar vereceksiniz. Efendiler, bugün bu teklifle PKK terör örgütüne mensup olanlara, örgüte yardım edenlere, propagandasını yapanlara ve finansman sağlayanlara yönelik çok ciddi hukuki kolaylıkların kapısını aralıyorsunuz. Adına genel af demiyorsunuz. Belirli sürelerin sonunda davaların düşmesinin önünü açıyorsunuz. Çekilmeyen cezaların infaz edilmiş sayılmasına imkân getiriyorsunuz. Şimdi bunun adına terörist aklı değil de ne diyeceğiz? Aklımızla alay mı ediyorsunuz? Teröristin cezasını çektirmiyorsunuz, davasını düşürüyorsanız ve çekmediği cezayı çekmiş sayıyorsanız, bunun adı düpedüz teröriste taviz, PKK'ya aftır. Sizlere soruyorum, teröristin cezasını silmek uğruna Şehitlerimizi unutacak mısınız? Katliam dosyalarını kapatacak mısınız? İşlenen suçları cezasız mı bırakacaksınız? Kimse bebek katili ya da terör örgütü sözünü kuru bir siyasi söz sanmasın. Bu söz, PKK'nın kanlı sicilinin adıdır. Sizlere o sicilin karanlık sayfalarından yalnızca bir tanesini hatırlatıyorum. Tarih 25 Aralık 1991. PKK'nın kanlı yüzü Çetinkaya katliamında henüz iki yaşında Merve Gül bebeğe dönmüştü. Merve Gül bebek, ile annesi ve 12 vatandaşımız o kara günde katledildi. Henüz 2 yaşında bir çocuktan bahsediyoruz. Aradan yıllar geçti. Bu saldırının katillerinden Çetin Arkaş denen alçak tahliye edildikten sonra çıktı ve meydan, meydan gezip, bizde pişman olmuş bir hal var mı diyerek yine meydan okudu. İşte bu pişmanlığın değil, alçaklığın ilanıdır. Mideniz kaldırıyorsa buyurun sizlerin midesi kaldırsın bunu. Böylesine kanlı bir geçmişin üzerine çıkıp, silahlar bırakıldı, artık dosyaları kapatalım diyemezsiniz, dedirtmeyiz. Çünkü devletin hafızası olmalıdır. Milletin hafızası olmalıdır. Şehit ailelerinin ve gazilerimizin hafızası olmalıdır. Sonra bunun adına da toplumsal bütünleşme diyemezsiniz. Toplumsal bütünleşme sağlayacağınız önce bu vatan uğruna evladını toprağa veren annenin gönlüne bakacaksınız. Ömrünün geri kalanını protezle geçiren gazinin yüzüne bakacaksınız, eğer bakabiliyorsanız. Babasını hiç tanımadan büyüyen şehit çocuğunun gözlerine bakacaksınız. Sonra karar vereceksiniz. Barışın yol haritası İmralı da çizilmez. İnatla söylüyoruz. Terörist başından barış elçisi, terör örgütünden siyasi muhatap olmaz. Muhteremler, bu teklife el kaldırmadan önce terör saldırılarında şehit olan çocukların, kadınların, askerlerin ve polislerin fotoğraflarına yeniden bakmanızı tavsiye ediyorum. Şehit ailelerinin yüzüne bakabilecek misiniz? Geceleri başınızı yastığa rahat koyabilecek misiniz? Bu sessizlik evlatlarınıza bırakabileceğiniz onurlu bir miras mıdır? Türk milletinin helal oylarıyla seçilmiş milletvekillerisiniz. Partilerinizin talimatından önce vicdanınızın sesini dinleyin. Çünkü gün gelir siyasi şartlar değişir. Partiler değişir, ittifaklar değişir, makamlar ve koltuklar değişir. Ama meclis tutanakları kalır. Tarih kimin nerede durduğunu yazar. O gün geldiğinde siyaseten susmamız gerekiyordu diyemezsiniz. Buradan bir kez daha bütün milletvekillerimize sesleniyorum. Gelin bu vebale ortak olmayın. Siyasetin geçici hesapları ve yeniden milletvekili olmak adına milletimizin geleceğini riske atmayın diyorum” dedi. (Haber: E.BUDAK ÇALIŞKAN)



Yorumlar
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz!