Sallasan Birine Değecek
Elimize bir değnek alıp rast gele gözlerimiz bağlı şekilde sallasak Aksaray’da bir güzide basın mensubuna değecek duruma geldik. İlde itibar sahibi olmayan ve “Basın” adı altında itibar kazanmaya çalışan, bu meslek grubunun sırtından nemalanmaya çalışan her bir birey artık basın mensubu olarak sokak
Elimize bir değnek alıp rast gele gözlerimiz bağlı şekilde sallasak Aksaray’da bir güzide basın mensubuna değecek duruma geldik.
İlde itibar sahibi olmayan ve “Basın” adı altında itibar kazanmaya çalışan, bu meslek grubunun sırtından nemalanmaya çalışan her bir birey artık basın mensubu olarak sokaklarda gezmeye başladı.
İlde sayı her geçen gün artarken artık bizler bile toplantılarda “Bu kim?” sorusu ile kaynak yapanları tanımaya çalışıyoruz.
Hiçbir mesleki kritere uymayan ve elindeki cep telefonları ile her yerde karşınıza çıkan insanların yaptıkları sayesinde camiadan hızla çekilen itibar kavramı sayesinde artık Aksaray’da basının ne adı ne de itibarı kaldı.
İle değer olarak hiçbir şey katmayan,
İlle ilgili bir konuyu bir defa bile gündeme getirmeyen,
İki kelime yazı kaleme alma yetisi bile olmayanların toplum içerisinde olmasından ve gerçek basın mensuplarının güvenilirliğini kaybetmesinden memnun olan etki sahibi isimler her gün yeni sıfatları sokağa salarken arkasını takip eden veya “Sen kimsin” diyen bir kişinin olmaması ise bu işe destek verenlerin olduğunu kanıtlıyor.
Her yemekli ve kahvaltılı toplantıda sayı 100’ler ile ifade edilirken bu işin denetiminin yapması gerekenleri ne yazık ki bu güne kadar bu ilin hiçbir noktasında göremedik.
Bir yetkili de “Basın mensubuyum” diyene “Sen hangi kurumun mensubusun?” demediği için ve kayıt dışı istihdam konusunda da gerekli mercileri harekete geçirmediği için her yerde elinde cep telefonları ile kayıt alan ve herkesin şikâyet etmesine rağmen kimsenin gücünün yetmediği bir kitle artık ilimizin genelinde bildiklerini okumaya devam ediyor.
Aksaray’da daha gerek basın kartı ile sahte basın kartı arasındaki farktan haberdar olan bir yetkilinin olduğunu düşünmeyen ve bu konuda bir defa dahi denetim yapmayanların sürekli olarak basın ve basın dediklerinin yaptığı haberlerden şikâyetçi olması da kelimenin tam anlamıyla kabak tadı vermeye başladı.
Bugün basın toplantılarında ellerine mikrofonları alarak adlarına “Duayen” diyenlerin kaç sene ildeki basın yayın kuruluşlarında çalıştığını ispat edememeleri ve her birinin başka iş dallarından emekli olmalarına ek olarak mesleğe yeni girenlerin bile kendilerini tanıtırken çalıştıkları sürelerin 3-5 katı süreyi dillerine dolamaları da artı bizlerden çok o mikrofonu tutanları dinleyenlerin ayıbı diye düşünüyorum.
Daha önceden de kaleme aldığım ama bir arpa boyu yol ilerleyemediğim bir konu olan cemiyetler konusunda bile bihaber olan yetkililerin ildeki basın çalışmaları konusunda yaptıkları çalışmaların da artık hiçbir şekilde güvenilir ve inandırıcı olduğunu düşünmüyorum.
Devlet kurumlarının, siyasilerin, STK’ların ve Aksaray halkının sürekli şikâyet ettiği basın konusunda alınabilecek tedbirler ve yapılacaklar çok basit çalışmalar ile çözülebilecekken itibar sahibi olmayanların itibar sahibi olmak için gösterdikleri gayretlerin artık birileri tarafından desteklendiğini düşünen bir gazeteci olarak bizler de artık bu oyunu olması gerektiği gibi meslek etik ve ahlak kurallarını hiçe sayarak yapmaktan başka çaremiz kalmadı.
İldeki 8 gazetenin belirli bir kriter ve şartlarda denetlenmesine rağmen geri kalanlara hiçbir denetim yapılmaması bu işi yapanlara yapılmış en büyük saygısızlık değil mi?
Bu güne kadar işini hakkı ile yapan ve gerçekten bu işten geçimini sağlayarak Aksaray’a bir değer katan, yaptığı haberler ile sorun ve sıkıntıları kamuoyunu aydınlatmak için kullanan insanların emeklerinin çalınmasına göz yummak değil mi?
Şimdi Aksaray Valimiz başta olmak üzere dernekler ve diğer ilgili kurumlara sormak istiyorum;
Sadece 8 gazete, 8-10 internet sitesi ile 6 radyonun bulunduğu bu ilde kaç tane gazeteciler veya internet gazetecileri derneği adı altında dernek var?
Bu derneklerden kaçında gazete veya internet sitesi temsilcisi kurum veya kuruluş var?
Bu derneklerin üyeleri arasında Cumhurbaşkanlığı iletişim başkanlığının “Basın mensubu” olarak kabul ettiği kaç basın kartı veya basın kartı başvurusu var?
Gazeteci olarak sokaklarda elinde cep telefonu ile dolaşanların kaçının meslekle ilgili bir sigorta sicil kaydının bile olup olmadığını sormak aklına gelen bir kişi var mı?
Yazının başında da dediğim gibi ne yazık ki elinize uzun bir değnek alıp gözünüzü kapayıp sallasanız bir gazeteciye değmese de bir “Basın mensubuna” muhakkak değer.
Son olarak harika bir söz ile yazımı noktalıyorum.
EĞER BİR TOPLUMUN KENDİSİNİ KANDIRAN BİR BASINI VARSA, O TOPLUMUN YERYÜZÜNDE BAŞKA BİR DÜŞMANA İHTİYACI YOKTUR…



Yorumlar
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz!