Reklam
Köşe Yazısı

Kimsenin Güveni Kalmadı

Son yıllarda sadece ekonomik değil daha birçok konuda güven sorunu ile uğraşır bir millet haline geldik. Ülkede artık insanların kesin bir şekilde güven sorunu oluşmuş durumda. Siyasilere, bürokratlara, gazetecilere, hukuka, tüccara, işçiye, memura kısacası babanın oğluna, oğlunun ise babasına bile

nazmicaliskan Nazmi 21 September 2026, 06:322 dk okuma

Son yıllarda sadece ekonomik değil daha birçok konuda güven sorunu ile uğraşır bir millet haline geldik.

Ülkede artık insanların kesin bir şekilde güven sorunu oluşmuş durumda.

Siyasilere, bürokratlara, gazetecilere, hukuka, tüccara, işçiye, memura kısacası babanın oğluna, oğlunun ise babasına bile güveni kalmadı.

Ülkede tam bir güvensizlik ortamı hâkimken yaşanan hiçbir sorun artık kimse tarafından da şaşkınlıkla karşılanmıyor.

Neredeyse her gün yapılan yolsuzluk soruşturmaları,

Seneler önce “Sorun yok” denilerek kapatılan ve bugünlerde açılan cinayet dosyaları,

Sokaklarda tuhaf isimli adına çocuk denecek çete üyelerinin oluşturduğu suç örgütleri,

Uzun süren ve zamanında gelmeyen hak arayışları,

Günün siyasi ve çıkar rüzgârlarına göre değişen gazeteci yazıları ve yorumları,

Çok sayıda denetçi tarafından denetlenmesine rağmen milyarlarca liralık vurgun yapılabilen hisse senetleri,

Tarlalardan 5 liraya alınan sebze veya meyvelerin halkın sofrasına 100 liranın üzerine ulaşması,

Halkın şikâyetlerinin “Yav he, he” denilerek baştan savan kamu çalışanları,

Kendi şahsi sorunları dışındaki hiçbir sorunu gündeme getirmeyen STK temsilcileri,

Protokolde boy gösterme derdi ile cemiyet kurup gazetecileri temsil ettiğini belirten dernekler,

“Zarar ediyoruz, batıyoruz” isyanında olan ve süreçten memnuniyetini de ballandıra, ballandıra anlatan çiftçiler,

Hastane kapılarında “Öleceğiz” dedikten bir dakika sonra karşısındaki siyasetçiye “Sağlığınıza duacıyız” cümlesini kuran masum vatandaşlar.

Kısaca bu ülkede artık değişen insan yapısı ile her birimiz hiçbir konuda, artık samimi ve güvenilir değiliz.

Kimsenin hiç kimseye tahammül veya güveninin kalmadığını sokağa çıkıp tarafsız şekilde gözlem yapabilen 5 yaşındaki çocuk bile algılarken, halen buna karşı tezlerini ortaya koyanların tuhaf savunmalarını dinlemekten bıkan bir gazeteci ve vatandaş olarak kolay kolay sağlanamayacak güven ortamı için herkesin şapkasını önüne koyup düşünmesinin zamanı geçmedi mi?

Aile bireyleri arasında bile güven kalmamışken bu ülkede artık huzurdan bahsetmenin sadece iyi niyet olduğunu düşünen bir kişi olarak, artık herkesin evlerinden başlayarak şapkalarını önlerine almasının zamanı geldiğini düşünüyorum.

Hak ve hukuk, dinlerin de devletlerin de temelini oluşturmuyor mu?

Bu kavramlara olan inancın kaybolmasının ne türden sorunlara sebep olabileceğini hep beraber oturup tartışmanızı ve her bir bireyin yaptığı işe ve çevresine, sorumluluklarını ne kadar yerine getirdiğini düşünmesinin zamanı gelmedi mi?

Herkesin doğruluk ve adalet peşinde koştuğu bir süreçte bu kadar sorunun yaşanması ülke olarak ana sorunumuz değil mi?

TV ekranları ile gazete sayfalarında oluşturulan algılar sonucunda ikna edilen bir millete diyeceğim tek cümle seneler önce İranlı düşünür Ali Şeriati’ye atfedilen “Eğer bir ülkenin kendi insanlarını aldatan bir medyası varsa o ülkenin başka bir düşmana ihtiyacı yoktur” ifadesi üzerinden önce bizler sonra da sizler duygu ve düşüncelerinizi, yani kafalarınızdakiler ile yüreklerinizdekileri vicdan terazisinde tartmanız umudum olmasa da ümidiyle…

 

 

Yorumlar

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz!


Reklam