İtibar…
Son yıllarda herkesin sahip olmak istediği ama bunun için bir emek vermediği bir değer. Geçmişte doğru, dürüst ve işlerini hakkı ile yapanların kazanımı olan bu değer bu günlerde yeniden kıymete bindi.

İlde itibarsız insan sayısı artınca bazıları hem kendilerini hem de Aksaray’ın halkını olmasa da, Aksaray’ın bu kaybedilmişliklerine neden olanlar karşısında itibarlı görünmek için kolay olanı seçmek için deyim yerindeyse birbirleriyle yarışır hale geldiler.
Bir yerlerde birileriyle çekilmiş fotolarını sanalizasyon çukuruna atanlar,
Duydukları dedikoduları ağızlarını yaya, yaya sağda solda, dedikodu masalarında gevenler,
Lüks ve şatafatlı yaşantılarını sergileyenler ile birlikte bunlara sahip olmadan 3 kelimeyi bile habercilik ve makale konusunda bir araya getiremeyenler kolay yoldan şehirde itibar sahibi olma derdine düştüler.
Teknoloji ve denetimsizliğin de verdiği imkân ve cesaretle Aksaray’ı bir basın çöplüğü haline getirdiler.
Tek dertleri birilerine yakın olmak, toplantılarda kendilerini göstermek olanların son günlerde yaptıklarını gördükçe bu ilde ve bu ülkede insanların gazetecilere veya diğer basın mensuplarına neden inanmadıklarını, güvenmediklerini çok daha net gözlemliyorum.
Özellikle 8-10 bin lira gibi bir para bulabilenlerin biraz profesyonel haber sitesi, bunu bulamayanların ise derme çatma bir haber sitesi ile camiaya girip “Basın mensubuyum” diyebildiği bir ortama müsaade edenlerin kurduğu bu kirli sistemin çürümüşlüğünü gördükçe de ildeki çapsızlığın geldiği nokta gelecek için umutlarımın kaybolmasına da neden oluyor.
14 Gazeteciler cemiyeti veya derneği bulunan bir şehirde bu derneklerden kaçının ilgili meslek kriterine uygun olduğunun denetlenememesi çürük kokusunu tüm şehre yayarken her toplantı ve organizasyonda artık gazeteciler arasına eklenenleri gördükçe itibar kazanmak için bu camiaya eklenenlerin boşa kürek çektiklerini görmelerini de umut ediyorum.
İlde geçmişte “Basını itibarsızlaştırmak” için atılan adımlarla gelinen bu süreç ili yöneten veya yönettiklerini düşünenleri memnun etse de artık Aksaray halkını memnun etmiyor.
“Gazeteci” kelimesinden artık sokaktaki insanlar bile bu keşmekeş nedeniyle nefret etmeye başladılar.
Tek derdi itibar sahibi olup birilerinin masasında oturabilmek veya bir yerlere yakın olarak para kazanmak olanların kirlettiği bu camianın temizliği ne kadar sürer? Bunu kimse bilmese de bir meslek gurubunun çok daha derine ve pislik çukuruna doğru ilerlediğini çok iyi biliyoruz.
Geçmişteki büyüklerimizden hayranlıkla dinlediğimiz gazetecilik anılarının artık bizler çok uzak tatlı bir hayal olduğunu gören bir gazeteci olarak bu ilde birilerinin de Aksaray’ın sorunlarını dile getireceği, halkın sıkıntıları ile ilgili iki kelime kaleme alabilecekleri günü umut ederek ömürlerimizi dolduruyoruz.
İtibarın alınan değil de kazanılan bir değer olduğunu anlama kapasitesi olmayanlara yol açanların yarattığı bu pislik çukurundan bu ilin gerçek kalemlerinin çıkacağı günlerin hayali ile yaşarken sanalizasyon çukurunda doğanlara her yeni günde yenilerinin eklenmesi hayallerimizi de yok ediyor.
Madem bu kadar idealist, gazetecilik yapma heveslisiniz gelin o zaman hep birlikte birilerinin makamlarını beklemek veya cepleri doldurmak gibi hedeflerden uzaklaşın da bu ilde yapılan yanlışlar ile yapılmayan doğruları hep birlikte işleyelim.
Hastane kapılarında sürüm, sürüm sürünenleri,
Hep ötelenen bacasız sanayiyi,
Çalışarak batan çiftçilerin dertlerini,
İki yakasını birleştiremeyen şehrimizin esnaflarını,
OSB’de öz ve üvey evlat olan yatırımcıların arasındaki farklar ile sorun ve sıkıntılarını,
Okullarda öğrenciler ve öğretmenlerimizin sorun ve sıkıntılarını,
Polis okulu konusunda sorunu gündeme taşıyan ve sonrasında bu sorunun çözümünde emeği olan siyasileri,
Çeşmelerden içemediğimiz suları,
Tümsekler nedeniyle gidemediğimiz yolları,
Sadece isimleri olup da kış uykusundaymış gibi görünen kamu kurum ve kuruluşlarını,
Nakliyecilerimizin sorun ve sıkıntılarını,
Yani işimizin gereği olan Aksaray halkının sıkıntılarını dile getirelim de bir sorunun çözümüne katkı verelim.
Bir yerlere yakın olmak için girdiğiniz bu camiada itibar satılmıyor ama belki işinizi koltuk veya para peşine düşmeden yaparsanız itibarınız olmasa da biraz saygınlığınız olur diye düşünüyorum.
Yazımın başında da dediğim gibi “İtibar satın alınan bir değer değil. İtibar insanın onuru, duruşu, yaptığı işteki emeği ve dürüstlüğü ile halkın verdiği bir şeref madalyasıdır”
Attığınız adımlar ile “İtibar” sahibi olamazsınız ama en azından az da olsa “Saygınlığa” razı mısınız?



Yorumlar
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz!