Eskiden 3 Terazi Vardı
Suç ve suçlunun artmaya devam ettiği güzel ülkemde artık suç, değişik kavramlarla meşrulaştırılmaya başlandı. Kimilerinin “Kader mahkûmu” kimilerinin “Suça sürüklenen çocuk” kimilerinin de değişik sıfatlar ile meşrulaştırmaya çalıştığı suçun cezası için milenyumdan önce inandığımız 3 adet terazi var
Suç ve suçlunun artmaya devam ettiği güzel ülkemde artık suç, değişik kavramlarla meşrulaştırılmaya başlandı.
Kimilerinin “Kader mahkûmu” kimilerinin “Suça sürüklenen çocuk” kimilerinin de değişik sıfatlar ile meşrulaştırmaya çalıştığı suçun cezası için milenyumdan önce inandığımız 3 adet terazi vardı.
Bunlardan birincisi Hukukun terazisi,
İkincisi toplumun vicdanı,
Üçüncüsü ise Allah’ın adaleti.
Bir insan milenyumdan önce suç işlerken 3 teraziyi de düşünürken suç işleme özgürlüğü diye bir özgürlükte yoktu.
Milenyuma giriş ve insanların çoğunun bazı değerlerini kaybetmesi ile bu terazilerden birisini milenyum sınır kapısında bıraktık.
Tartışılsa da, tartışılmasa da hukukun adaletine herkes saygı duyarken ve hukukta elindeki yasalar çerçevesinde gerekli tartımları yaparken inancımızdan dolayı çıkacağımız ahiret terazisinden de şüphemiz yok.
Ancak toplumun vicdan terazisinin artık ortadan kalkması insanlardaki utanma, arlanma ve her türlü değerin ortadan kalkmasına neden oldu.
Geçmişte işlenen ve suçu tespit edilen kişiler sadece cezaevleri ile suçunun cezasından kurtulup toplum içerisinde ahkâm kesmez ve her ortama da bugün olduğu kadar girip çıkamazdı.
Onların akrabaları cezaevi olayını da, suçları da saklar deyim yerindeyse utanır ve kimselerin yüzlerine bakamazlardı.
İşte bu vicdan terazisi yüzünden suç işleme özgürlüğünü insanlar bugün olduğu kadar kolay kullanmaya cesaret edemezlerdi.
Yakınlarının işlediği suçlardan dolayı halkın hükmü her ne kadar yakınlarına kesilmese de insanlarımızda bir utanma duygusu vardı.
Bugün olduğu gibi cezaevleri kapılarında beyaz güvercinlerle insanlar karşılanmaz, tahliye süreçleri sosyal medya platformlarından canlı yayınlanmaz, sokak aralarında bu insanlar vatan savunmasında gazi olmuşlar gibi karşılanmazlardı. (Hoş bugün bu ülkede gaziler bile bu şekilde karşılanmıyor.)
Yani bir kişi bir suç işlediği zaman sonucunun sadece cezaevi ile kalmayacağını biliyor ve bu kadar rahat davranamıyordu.
Yüz kızartıcı suç denilen olaylar çok daha ağır karşılanıyor yüz kızartanların bırakın kendilerini birinci derece yakınları bile utançtan Aksaray sokaklarında dolaşamıyorlardı.
İşte ne olduysa milenyum ile oldu.
Milenyuma girişte görünmeyen gümrük kapılarında insanlarımız gereksiz gördükleri utanma duygularını sınırda bıraktıkları için 3 adalet terazisinden ikincisi olan toplum vicdanı sınırda kaldı.
Artık suçlularımız çok daha kolay suç işleyebiliyor.
“Nasıl olsa girer çıkar yaşantımıza devam ederiz” diyenler hırsızlık, gasp, adam yaralama, uyuşturucu, tecavüz gibi birçok suça karışıp yakalanıp hukuk sistemindeki cezalarını çektikten sonra sokağa çıkıp kahraman edası ile dolaşıp bir anda sokakların ağır abileri oluyorlar.
TV ekranlarındaki saçma sapan mafya dizilerinden gördükleri ve sanal dünyadan gördükleri görsellerden etkilenen gelecek neslin emanetçileri de bu insanların bir günde yancısı olup çeteleşme çabası içerisine giriyorlar.
Arkalarında ceza evinden çıkmış ağır abilerini gören kitlenin de yolunun nereye çıkacağını herkes bilse de kimse bu soruna karışmak istemiyor.
3 Teraziden birisi olan toplum terazisinin ortadan kalkması ile artık utanılması gerekenler şeref sofralarının baş konuğu olurken her ortamda Hâkim, Savcı ve Avukat gibi suçlar ve cezalar konusunda da bilirkişi olarak görev yapmaya başladılar.
Milenyum ile ortadan kaldırılan “Toplum terazisi” yeniden tartmaya başlamadığı sürece geleceğimiz artık ne yazık ki yaratanın terazisine kalmış durumda.
Siz son yıllarda, sattığı uyuşturucudan, soyduğu ev ve iş yerinden, işlediği tecavüz ve benzeri cinsel saldırılar gibi suçlardan utanan ve başını öne eğen bir kişiye veya yakınlarını gördünüz mü?



Yorumlar
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz!