Ders Alıyoruz…
Hayatım boyunca en nefret ettiğim cümlelerden birisi “Hatalarımızdan ders çıkarttık” cümlesi olmuştur.
Bu cümle aslında liyakat sahibi olmayan yani işlerinin ehli olmayan insanların bir sebepten dolayı belli başlı, hayati öneme sahip olan koltukları işgal ettiklerinin itirafıdır.
Bu cümleyi kuranların ne türden felaketler, can ve mal kayıplarından sonra bu sihirli cümlenin ardına saklandıklarına bu ülkenin insanları defalarca kez şahit olmuşken halen birileri her türlü olumsuzluk ve felaketten sonra ders çıkartmaya devam etmiyor mu?
Hatalarından ders çıkartanların eskileri emekli olup ya da başka bir ders konusu için koltuklardan ayrılırken yeniden hiçbir şey bilmeyenlerin yaşaya, yaşata öğrenecekleri sorumlulukları karşısında ders alarak öğrenme çabaları içerisinde bulunduğumuz günlerin temelini oluşturmuyor mu?
Bugüne kadar depremler, seller, yangınlar ve daha pek çok felaketin ardından akıllarda kalan tek cümle “Hatalarımızdan ders çıkarttık” olmadı mı?
Neden bu güne kadar bir vatandaş veya bir yönetici bu ders alarak başkalarının hayatlarını yok edenlere “Sizler buraya ders alamdan mı geliyorsunuz?” sorusunu sormaya bile cesaret edemedi.
Deprem zamanı bölgede yaşanan sorun ve sıkıntıları gören bir kişi olarak halen hiç kimsenin hatalarından ders çıkartmadığını görmek ve felaketlere gözleri kapalı şekilde ilerlemek beni rahatsız ediyor.
İlde daha 3 gün önce “Dünya afet risklerini azaltma günü” etkinliği adı altında bir program düzenlendi ve halka da “Afet risklerini azaltıyoruz” mesajı verildi.
Bu mesaj sadece Aksaray’dan değil sular altında kalan İstanbul’dan da, yaraları sarılmaya çalışılan Hatay ve Kahramanmaraş’tan da verildi.
Geldiğimiz noktada hiçbir şeye hazır olmadığımızı ve bunun için de bir eylem planımızın olmadığını hep birlikte gördük.
Depremlerin değil de çürük binaların öldürdüğünü gören insanlar olmamıza rağmen hala bina stoklarımızın durumu (Kamu binaları hariç) bilmiyoruz.
Binaların yapıldığı alanlardaki zeminlerin durumu ile inşaat tekniklerinin bu zeminlere uygun olup olmadığından da haberimiz yok.
Doldurularak imara açılan dere yataklarının günü geldiğinde taşıp felakete neden olacağını düşünmüyoruz bile.
Tabiattan zorla alınanların bir süre sonra da zorla tabiat tarafından alındığını da hesaba katmıyoruz.
Otellerde çıkan yangında hayatlarını kaybeden insanların acıları haber kanallarına yansıyana kadar otellerin de durumundan haberimiz olmuyor.
Yani bu ülkede oluşan her bir felaket sonrası sorumlu olanların TV ekranlarında “Hatalarımızdan ders çıkarttık” demeleri artık tiksinti vermeye başladı.
Neden kritik görevlerdeki hiçbir idareci bu dersleri daha önceden alıp ona göre hareket edip planlama yapmaz?
Neden hiçbir yönetici atandıkları makamların sorumluluğunu masa başlarında görüp öğrenmeye çalışır?
Neden yöneticilerin kurumlar arası atamalar ile asıl olmaları gereken yani devlet memurluğuna atandıkları kadroları dışındaki kurumlara atanarak oralarda idarecilik sıfatı ile insan canı, kanı ve malı üzerinden ders almaları sağlanır?
Bu sorulara bugün de, yarın da, sonraki günlerde de elbette cevap alamayacağız ama artık “Ders çıkarttık” diyenlere bu devleti yöneten bir kul da çıkıp Sen bu makama ders alamaya mı geldin?” demeyecek bunun cevabını almak için sormaya devam edeceğiz.
Birilerinin ders alması için kurulduğu düşünülen kamu kurumlarının ders alma makamı olmadığı ve alınan her derste devleti var eden milletin canının yandığını ne zaman anlarsınız ama umarım siz ders alacaksınız diye daha çok insan canından veya malından olmaz.
Şimdi afet riskini azaltma gününde boy gösteren sevgili büyüklere soruyorum;
Bu ilde veya yakın illerde yaşanabilecek bir depremde bu ilde ne kadar yapı yıkılabilir ve bu yapılar içerisinde kaç can kaybı yaşanır?
Bununla ilgili çalışacak mı? Yoksa ders alacağınız günü mü bekleyeceksiniz?
Sizlerin aldıkları veya almak için beklediği derslerden bıktık usandık artık…



Yorumlar
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz!