Demokrasi Şölenini İzliyoruz “İBRETLE”
“Demokrasi” Ne güzel bir kelime değil mi? Herkesin ağzından düşürmediği ama içini doldurmaya gelince 3 maymunu oynadığı dünyanın pek çok yerinde karşılığı olmayan bir masal kelimesi. Ülkemizde de sıkça kullanılan demokrasi ve türevlerindeki kelimelerin peşinden koşan bizler son günlerde olup biteni
“Demokrasi” Ne güzel bir kelime değil mi?
Herkesin ağzından düşürmediği ama içini doldurmaya gelince 3 maymunu oynadığı dünyanın pek çok yerinde karşılığı olmayan bir masal kelimesi.
Ülkemizde de sıkça kullanılan demokrasi ve türevlerindeki kelimelerin peşinden koşan bizler son günlerde olup biteni elimizde çekirdeklerimizle şaşkınlıkla izlemeye çalışıyoruz.
2010 Senesinde Cumhuriyet Halk Partisinin genel başkanlığına seçilen ve o günden sonra girdiği tüm seçimlerdeki hatalı tercihleri ile bütün seçimleri kaybetmek gibi dünya tarihinde zor görülür bir rekor kıran Kemal Kılıçdaroğlu 2023 seçiminde özellikle Meral Akşener’in yoğun itirazlarına, mücadelesine rağmen aday olarak seçime girmiş ve sürpriz bir sonuçla karşılaşmadan o seçimi de kaybetme başarısını sağlamıştı.
Daha sonradan gazeteci Levent Gültekin’in bu süreci yüksek sesle dile getirmiş “adaylığımı engelleyemem” cümlesini dile getirerek süreci kamuoyuna aktarmış ve bu söylem hiçbir zaman da yalanlanmamıştı.
Kemal Kılıçdaroğlu’nu o gün o tartışılan ve tepki toplayan 6’lı masa dışında kim ne şartlarla aday etmişti bunu bizler bilmiyoruz ve bu konu her zaman tarihin tozlu sayfalarında kalacak olsa da hezimetin ardından tartışmalı kurultay sonucu sabah saatlerine doğru CHP’de bir devir sona ermiş ve 13 mağlubiyeti olmasına rağmen “Daha kaybedecek çok seçimim var” diyen Kemal bey 13 sene süren başkanlık koltuğunu teslim etmek zorunda kalmıştı.
Daha kongrenin yapıldığı gün bile bu işten vazgeçmeyeceğini gösteren ve sonrasında da yaptığı açıklamalar ile de bu günleri sabırsız şekilde beklediğini satır aralarında gösteren Kemal bey ve ekibinin “Tartışılamaz bile” diye bildiğimiz YSK kararını mahkeme kararı ile bırakın tartışmayı “Yok” hükmüne getirmesi ile kongre iptali ve 3 senelik aranın ardından yeniden Kemal bey ve ekibin partinin başına gelmesi ile devam eden süreci ülkemize has demokrasi tiyatrosu olarak hep birlikte izliyoruz.
“13 Seçim kaybetmek başarı mıdır? Siz daha diğer seçimleri görmediniz” Diyerek partiyi teslim alanlar ile partiyi mahkeme kararına rağmen teslim etmeyeceklerini söyleyenlerin mücadeleleri tüm dünyaya Türkiye’deki demokrasinin özetini net bir şekilde gösterdi.
Ben her siyasi partiye eşit mesafede olan ve hepsini de zaman, zaman en ağır şekilde eleştiren veya politikalarını destekleyen bir gazeteci olarak, her şeyden önce bir vatandaş olarak bu süreçten ve bu filmin tekrarında sıkıldım.
Bu filmin birebir benzerini 2015 tarihinde görmedik mi?
2015 Yılında Haziran seçimleri sonrası tekrarlanan seçime karşı çıkan ve imza toplayarak kongre isteyenler yine bir mahkeme kararı ile kapıda kalıp ayrı bir parti kurmaları sağlanmadı mı?
Bugün CHP’de olup bitenlerdeki senaryo ile bu süreç birbirine benzerlik göstermiyor mu?
Şimdi asıl merak ettiğim konuya gelince, bir insan bir yere seçilirken o bayrağı daha yukarı taşımaya başarılı olmaya gelmez mi?
Bugün bir futbol takımı başkanı şampiyon olmak için çalışmıyor mu?
Fabrika kuran insanlar kar marjlarını artırıp ulusal finans liginde liderliğe oynamıyor mu?
Tarlasını eken çiftçiler en yüksek verimi almak için çalışmıyor mu?
Esnaf dükkânını daha fazla ticaret yapmak ve daha çok kazanç sağlamak için açmıyor mu?
Bizler her gün değişik konuları gündeme getirirken daha çok okunup anlaşılmaya çalışmıyor muyuz?
Öğrenciler derslerine girerken en yüksek notu alıp başarılı olmak için çalışmıyor mu?
Öğretmenler sınıflarındaki ve okullarındaki öğrencilerinin en iyi okulları kazanması için emek vermiyor mu?
Kısaca ve özetle insanlar yaşamlarında, işlerinde hep başarılı ve mutlu olmak mücadelesi vermiyor mu?
Ama Siyasete baktığımızda bu hedefler hep ikincilik veya 3’üncülük üzerine kurulmuş gibi görünmüyor mu?
Tüm siyasi hayatını “Ana muhalefet partisi” lideri olmak üzerine kumuş bir insanın önüne uzatılan mikrofonlara baktığımda son bir mağlubiyet daha almak için partinin başına geldiğini anlamamak için gerçekten saf olmak gerekiyor.
Dünyada geçmişte ve sonrasında kırılamaz bir rekorla genel başkanlık koltuğuna tekrar oturan Kılıçdaroğlu ve ekibine 14’üncü mağlubiyet hedeflerine ulaşabilmelerinin önünde hiçbir engel kalmadığını bilmelerini ve yeni başarısızlıklara yelken açan gemilerinin bu fırtınayı aşamayacağını bilmelerini isterim.
“İBRETLİK” Demokrasi sürecimiz bu millete daha, çok çektirecek gibi görünmüyor mu?
Özellikle bu curcuna nedeniyle izinleri bile iptal edilen kolluk kuvvetlerimiz başta olmak üzere tüm değerli hemşerilerimizin bayramlarını şimdiden tebrik ederim.



Yorumlar
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz!