Bir Varmış, Bir Yokmuş…
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, deve tellâl iken, pire berber iken ben babamın beşiğini tıngır, mıngır sallar iken birçok medeniyete ev sahipliği yapmış bir coğrafyada cennet köşesi olan bir ülke varmış. Bu ülkenin sınırları içerisinde yaklaşık 450 bine yakın insanın yaşadığı da bi
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, deve tellâl iken, pire berber iken ben babamın beşiğini tıngır, mıngır sallar iken birçok medeniyete ev sahipliği yapmış bir coğrafyada cennet köşesi olan bir ülke varmış.
Bu ülkenin sınırları içerisinde yaklaşık 450 bine yakın insanın yaşadığı da bir şehri varmış.
Bu şehirde insanlar mutlu, umutlu bir şekilde yaşarken her zaman ülkenin her türlü nimetlerinden hak ettikleri derecede yararlanabilecekleri ütopik hayallerini kurar elit sınıfta olan kalburüstü hemşerilerinin araçları, yedikleri ve giydikleriyle mutlu olurlarmış.
Ülkenin diğer illeri arasında her zaman üvey evlat muamelesi görseler de vatanlarına ve milletlerine bağlıklarından hiçbir zaman vazgeçmez ve her zaman milli değerlerini en üst seviyede tutarak, onurlu bir ülke vatandaşı nasıl olunur? Sorusuna da karşılık verirlermiş.
Geçmişte yaşanan ekonomik sıkıntıları bile dert etmeyen bu güzel şehrin, güzel insanları tarım ve hayvancılık güzellemeleri ile suyla buluşturulamayan topraklarına rağmen şükür eder susuz tarım nasıl yapılır, çalışa, çalışa nasıl batılır? Temalı projelerde her zaman vatanseverlikleri nedeniyle de denek olurlarmış.
Ülkenin merkezi konumunda bulunmalarına karşılık ülkeyi idare edenlere her nedense bu şehrin insanlarının sıkıntıları, ihtiyaçları ve beklentileri başka ülkelerin insanlarından bile sonra ulaşıyor olmasına karşılık mutluluk oyunlarına devam ederlermiş.
Ülkede kendilerini temsil edenleri, şehirlerini yönetenleri ve ülkenin yolladığı tüm bürokratları el üstünde tutup sade ve sadece onların sağlıklarına dualar ederlermiş.
O ülkenin her şehrinde olan olumsuzluklar, güvenlik sorunları bir şekilde çözülüp ortadan kaldırılmasına karşılık bu şehirdeki olaylar ülke gündeminden hiç indirilmeyerek diğer şehirlere “Sizlerden çok daha beterleri var” mesajı verilerek diğer şehirlerdeki insanların çok daha huzurlu olmaları için çabalar gösterilirmiş.
Öyle ki bu şehrin insanlarına hizmet vermesi gereken kuruluşlarının rahatları ve huzurları sorulur ve halkın sorunlarından önce halka hizmet vermesi gerekenlerin mutlulukları için çalışılırmış.
Bu şehirde zevki sefa süren yüzde 3-5’lik kitlenin rahat ve huzuru için tüm toplum ve ülke şartları sonuna kadar zorlanırken geriye kalan kitleye de “Sizler rahatsınız, restoranlarınız, yollarınız ve diğer zevk ve sefa noktalarınız ağzına kadar” dolu denilerek insanlarının yaşadıkları hayatın yalan olduğu yönünde eleştiriler yapılarak nankörlüklerle suçlanırlarmış.
Yine bu ülkenin elit tabakasının sorunları dert edilir, sıkıntılarını çözmek adına seferber olunurmuş.
Yapılanlara da, yapılmayanlara da seslerini çıkartmayan bu güzel şehrin güzel insanları “En azından canımız sağ ya” diyerek kendilerini avuturken çözümü başka şehirlerde veya başka ülkelerde arayan gençlerini de yine şükürsüzlük ile suçlarken bir defa dahi sorunun kendilerinde olduğunu kabul etmezlermiş.
Başkalarının arabalarıyla, başkalarının yedikleriyle, başkalarının evleriyle ve arsalarıyla, başkalarının imkânlarıyla gurur duyan bu güzel şehrin güzel insanlarının yaşayamadan doldurdukları ömür babadan çocuğa miras kalırken şehrin nimetlerini yiyenlerin de keyifleri yerindeymiş.
İşleri tıkırında olan mutlu azınlık her fırsatta kendileriyle sıkıntılarını paylaşmaya çalışan hemşerilerine daha çok çalışmalarını öğüt ederken kendi mallarından da, haksız kazançlarından da hiç ama hiç ödün vermezlermiş.
Her zaman yaşadıkları bu ülkeye bağlı olan bu şehrin insanları bu mutluluk oyununu tarih boyunca sürdürdükleri için ülkenin en mutlu insanları olarak lanse edilirlermiş.
Mutlu ve huzurlu olmasalar da, sokağa çıktıklarında tüm sorunlarını unutan bu şehrin insanları tarih boyunca yaptıkları gibi mutlu ve huzurlu olmasalar da kahkahalar içerisinde yaşamlarını sürdürmeye devam ederken daha da beterinin olduğunu düşünerek hallerine şükür ederlermiş.
Ne diyeyim herkesin mutlu sonla biten masallar anlattığı böyle bir ortamda daha fazla şükür etmemiz gerektiğini ortaya koyan bir şehrin masalını da ben anlatmak istedim sizlere.
Şimdi bilin bakalım; Ülkenin başkentine en uzak duran bu şehir sizlere ne kadar yakın?



Yorumlar
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz!