Aydın “Zor ve Kafa Karıştırıcı Bir Süreçten Geçiyoruz”
Saadet Partisi İl Başkanlığı tarafından organize edilen ve İstanbul Milletvekili Birol Aydın’ın katılığı programda konuşan Aydın “Şuan zor, kafa karıştırıcı bir dönemden geçiyoruz. Gün olmuyor ki yeni bir gündem ile uyanmayalım. Henüz bir gündemi başından sonuna ne olup bittiğini öğrenemeden, yeni bir gündem ile karşı karşıya kalıyoruz” dedi.

Saadet partisi il başkanlığı tarafından organize edilen ve İstanbul Milletvekili Brol Aydın’ın katıldığı basın toplantısı Aksaray’da gerçekleştirildi. Toplantıyı organize eden Saadet Partisi il yönetimi adına söz alan Saadet Partisi il başkanı Vahit Arık yaptığı konuşmasında; “Ülke olarak, bölge olarak, özelde de şehir olarak birçok badireli günler atlattık, atlatıyoruz. Birçok süreçten geçiyoruz. Bunların hepsini burada konuşmaya kalksak bugün sabaha kadar bitmez. Ben Aksaray’ımız ile ilgili sorunlarımıza değinmek istiyorum. En son toplantımızın üzerinden bugüne baktığımız zaman hangi sıkıntılar veya sorunlar düzeldi diyerek, bu gün yine aynı sorunları konuşuruz. O gün Aksaray’ın tanına bilirlik problemi var demiştik. Sağ olsun bu sorunu artan asayiş olayları, çok üzülerek ifade etmek istiyorum. Hırsızlık, kapkaç, cinayet, gasp olayları Aksaray’ımızın tanınmasına vesile oldu. Biz Aksaray’ımızı sanayileşmiş bir şehir, OSB’deki firmalarımızın üretimi ile, buradaki insanımızın refah seviyesinin artmışlığı ile, yaşanabilir bir Aksaray’ın tüm Türkiye’ye örnek olması ile tanıtmak ve tanınmak isterken maalesef Aksaray’ımız biraz önce söylediğim olaylarla Türkiye’ye tanınmış oldu.
Daha önce eğitimden bahsetmiştik. Yine Baktığımız zaman 2026 yılının 10’uncu ayındayız ve bu devirde, bu çağda okullarımıza çocuklarımızı gönderirken korku içerisinde acaba çocuğuma okulda bir şey olacak mı? Okuldan çıkınca bir şey olacak mı? Bu gibi tedirginliklerle eğitimimiz sürüyor. Okullarımızın önüne belki koydular ama biz o bekçiyi insanların vicdanına koymadığımız sürece ne kadar okulların bahçelerine de koysak hiçbir sonuç elde edemeyiz.
Yine daha önce içme suyu problemimizden bahsetmiştik. Arıtma tesisimizin sorunlarından bahsetmiştik. Bunlarla alakalı bütün sıkıntılarımız devam ediyor. Her hangi bir çözümümüz yok. Aksaray’da güzel şeyler oluyor mu? Oluyor. Ben yapılan bütün güzelliklere ve iyiliklere teşekkür ediyorum ve sonsuza kadar da yapılan her hayrın sonuna kadar Saadet Partisi olarak arkasında olduğumuzu belirtiyorum. Ancak şunu da belirtmek istiyorum ki 2026 Türkiye’sinde Aksaray bunları hak etmiyor. Biz muhalefet olarak yöneticilerimizin, sorumluluk sahibi olan yetkililerimizin hatalarını, problemlerini kendilerine de iletiyoruz. Bir ilahi emir olarak iyiliği emredip, kötülükten nefyetme vazifemizi onlara da bildiriyoruz.
Saadet Partisi olarak bu gibi sorunları tespit edip çözüm yolu arama noktasında sürekli takipçisi olacağız. Sizlerin vesilesi ile de yer yer gündeme getiriyoruz. Bundan sonra da daha sık olarak gündeme getireceğiz. İnşallah Aksaray’daki muhalefet eksikliğini, kaliteli muhalefet eksikliğini biz doldurmaya adayız. Saadet Partisi olarak bu vazifeyi de en güzel şekilde icra edeceğiz.
Son olarak da ifade etmek istediğim basınla alakalı bir konu var. Daha önce biz bir video yayınlamıştık basın günü ile alakalı ve gündeme oturmuştu. O videoda ‘Başın öne eğilmesin aldırma gönül’ türkümüzü, biz ‘Basın öne eğilmesin’ şeklinde revize ederek paylaşmıştık ve Türkiye gündeminde de güzel bir etki oluşmuştu. Bunu şundan dolayı ifade ediyorum. Yapay zekanın çıktığı, dijitalleşmenin son noktalarına geldiğimiz bu çağda yerel basınımızın kıymetini, yerel basınımızın değerini biz çok iyi biliyoruz. Sizler bizim göz bebeklerimizsiniz. Allah hepinizden ayrı ayrı razı olsun. Birilerinin sizi baskı altına almasına, size tahakküm kurmaya kalkmasına da biz hiçbir zaman razı değiliz ve elimizden geldiği kadar da bunlarında karşısında durmaya da devam edeceğiz. Ben tekrar ‘Basın öne eğilmesin’ diyor ve hoş geldiniz sefalar getirdiniz” dedi.
İl başkanı Arık’ın ardından konuşan İstanbul Milletvekili Birol Aydın ise yaptığı konuşmasında; “Saadet Partisi olarak 9 milletvekilimiz var. Her bir vekilimiz yılın belirli periyotlarında milletle buluşma programlarımız oluyor. Bu çerçevede bendeniz Afyon, Aksaray, Niğde’ye; bir başka arkadaşımız Trabzon, Hakkari, Şırnak’a; bir başka arkadaşımız Bursa, Yalova vs. dediğimiz gibi üçlü, beşli programlar yapılıyor. Gün boyu burada olacağız. Teşkilatımızın belirlemiş olduğu bir takım ziyaret programlarımız var onlara katılacağız. Ülkemizi, insanımızı, sorunlarımızı konuşacağız.
Şuan zor, kafa karıştırıcı bir dönemden geçiyoruz. Gün olmuyor ki yeni bir gündem ile uyanmayalım. Henüz bir gündemi başından sonuna ne olup bittiğini öğrenemeden, yeni bir gündem ile karşı karşıya kalıyoruz. Bu son 5, 6 yıldır bu şekilde artarak devam ediyor. Sorunlarımızda bunlarla beraber azalmıyor artıyor. Ülkemiz de bir şeyler kötüye gidiyor diyemeyeceğimiz kadar kötü bir durumla karşı karşıya kaldık. Çünkü her şey kötüye doğru gidiyor. Neyi tutarsak elimizde kalıyor. Eğitim, yargı, ekonomi, dış politika, ahlaki ve sosyal değerler, durumumuz maalesef iyiye gitmiyor. Son patlak veren hadise nasıl bir krizin içinde olduğumuzu gösteriyor. Yani Türkiye olarak maalesef kişilerin devletleştirildiği, devletinde kişiselleştirildiği bir süreç yaşıyoruz. Kurumların ve kuralların işlemediği bir yerde kuralsızlık, yolsuzluk kendini gösterir ve kurumsallaştırılır. Böyle bir durumda olmadık işler oluyor. Yargıda, adalette, siyasette dün ak dediğine bugün kara diyor. Dün dost dediğine bugün düşman diyor. Yani bugün iktidarın, bugün elinde gücü bulunduranların ihtiyaçlarına göre dostlar ve düşmanlar listesi güncelleniyor. Dün birileri, birilerine selam verdi diye hain ilan edilenler, bugün onlar müttefik ilan ediliyorlar. Bütün bunlar önemli ölçüde, gelecek seçimde iktidarın devamını kılabilmek için yapılıyor. Bu arada koca bir ülke olarak büyük bir zaman kaybı yaşıyoruz. Bu süreçte vatandaşımız bir meseleyi tam anlamıyla tahlil edemeden, anlayamadan yeni bir şok ile karşı karşıya kalıyor. Ben bu dönemi şu şekilde ifade ediyorum. ‘Adeta kartallar yürüyor, tavuklar uçuyor” diyorum. Bu dönem öyle bir dönem. İktidar, kabul edelim ki kendine muhalif olanlarla adeta kedinin topaçla oynadığı gibi oynuyor. Maalesef. Sivil topluk kuruluşlarının bir kısmını, muhaliflerin bir kısmını ya teklifle, ya tehditle; ya havuçla, ya sopayla; ya Beştepe ile ya da cezaevi ile hizaya getirmeye çalışıyor. Böyle bir Türkiye’de yaşıyoruz.
Evet; ekonomide, adalette, hukukta, sosyal hayatta bir dağınıklık var. Ama bu öldük, bittik, mahvolduk anlamına gelen bir şey değil. Burası Türkiye! Bu millet doğru adımlar atıldığı zaman, doğru yaklaşımlar ortaya konulduğu zaman pek kısa zamanda büyük hizmetleri, çığır açacak büyük işleri yapmaya da muktedir olan bir ülke. Onun için biz Saadet Partisi olarak biz insanımıza, vatandaşımıza ulaşmaya çalışıyor ve gelin hep beraber neyi nerede kaybettiysek onu orada arayalım. Kaybettiğimiz şeyi, kaybettiğimiz yerde bulabiliriz. Şimdi de anlayış, düşünce önemli. Kim ne zaman iktidara gelmiş? Ne kadar süre kalmış? Bütün bunların hiçbir kıymeti yok. Yapıp ettiklerimiz, konuştuklarımız, mücadele ettiklerimiz, bedel ödediklerimiz ülkemizi, insanımızı, Aksaray’ımızı güçlendiren işler üzerine mi? Yoksa oyalanmak üzerine mi?
Aksaray’ımıza baktığımızda yada ülkemize baktığımızda en büyük krizlerin başında nüfus azlığı geliyor. Şuan fon krizinden daha önemli bir kriz varsa doğurganlığın azalmasıdır. Bunu dilimize pelensek etmenin anlamı yok. Çözüm üretmek lazım. Her anne baba, yerine iki bırakmazsa beka meselesine doğru gidiyor. Hayatın, milletin, ülkenin devamı için anne babalar, kendilerinin yerine en az iki kişi hayata getirmek zorundadır. Bunun aksi ülke için yürütülebilir bir şey değildir. Bu bir krizdir. Neden gençlerimiz evlenmiyor? Neden evlenen insanlarımız çocuk sahibi olmuyorlar? Onun için biz neyi nerede kaybettiğimizi bilerek onu orada arayalım diyoruz. Günün sonunda ülke olarak işte alım gücümüz, işte emeklerimizin maaşı, işte asgari ücret, işte açlık sınırımız. Bütün ülke olarak açlık sınırını biliyoruz. Toplumun büyük bölümü açlık sınırının altında hayatını idame ettirmek zorunda kalıyor. Ama bu ülke de bir kesim var onların tokluk sınırı yok. Bu son patlak veren şey sıradan bir şey değil. İktidar bunun üstünü öretmek için yeni gündemler oluşturacak. Vatandaşın sırtına hiçbir yük yüklemeden bu mağdurların sıkıntıları giderilecekmiş. Mızrak çuvala sığmıyor. Mızraklar çuvallara sığmıyorlar. Siz televizyonu açtığınızda bu krizi konuşmadan başka konulara geçiliyorsa anlayın ki bu konunun üzeri kapatılıyor. Yarın yeni bir gündem ile uyanıyorsak toplumun her bir kesimini ilgilendiren bu meselenin üstü örtülüyordur. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 5 siyasi parti yalvarıyor. Gelin bu konunun aslı astarı nedir? Bir araştırma komisyonu kuralım. Aksaray’daki insanlar burada 4 vekile yetki verdiler. Neden yetki verdiler? 81 Vilayetimizdeki insanımız ister şu partiye, ister bu partiye oy versin. Neden bu milletvekillerine yetki verdi? Bu önemsiz bir mesele mi? Gelin bu konu için bir komisyon oluşturalım konuşalım dedik. Yok dediler. Üç gün boyunca parlamentoyu komisyon kurulmaması için nasıl meşgul ederiz onun derdine düştüler. Bu mevzu öyle birkaç milyar dolar değil! Burada ki kayıp paranın 1 milyar dolarını getirseler. Aksaray Valiliği ve Belediyesine vermiş olsalar. Aksaray yeniden inşa ediliyor. Öyle bir büyük kayıp. Öyle bir paradan bahsediyoruz. Biz sadece 1 milyar dolarla Aksaray yeniden inşa edilir derken bunun onlarca katı gitmiş. Gözü doymak bilmeyen bir güruha gitmiş. Biraz öncede dedim yolsuzluk kurumsallaştırıldığı için, devlet kişiselleştirildiği için, kişilerde devletleştirildiği için bu talanın, bu vurgunun, ülkeye ve millete maliyetini, faturasını göremiyoruz ama şuan bunu yaşıyoruz. Emekli torununa harçlık veremiyor. Gerekçe kaynak yok! Emekliye gelince kaynak yok, ama birilerine gelince kaymak çok! Bu kaynak ve kaymak meselesini Aksaray’da insanımız sağlıklı irdelemezse biz daha çok aranırız. Yine gider şöyle oy veririz, yine gider böyle oy veririz. Ama hep kaybederiz. Zamanımızı boş yere kaybederiz. Bir arama eylemi içerinde oluruz ama o bulunamaz. Onun için esaslı yaklaşım ve tutuma ihtiyacımız var. Ülke ve millet olarak bu hususta daha dikkatli adımlar atmaya ihtiyaç var. Ülke olarak, her bir bireyin ucundan tutacağı bir amacın ortaya çıkması gerekiyor. Dağınıklığı ortadan kaldırmamız ve her bir bireyin aynı ortak noktada birleşebileceğimiz amaçları çoğaltmamız gerekiyor. Şuandaki dağınıklık hayrı alamet değildir. Ne ülkemize, ne milletimize yazık etmeyelim” dedi. (Haber: Elif BUDAK ÇALIŞKAN/Fotoğraf: Ramazan




Yorumlar
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz!