Aramızda Haksız Olan Var mı?
Güzel ülkemde son zamanların en çok konuşulan ve tartışılan kelimesi ne yazık ki “Adalet” Herkes kendince bir şeyler yorumlayıp haklılığını anlatmaya çalışırken yine birileri de başka birilerinin ne kadar haklı olduğunu ve adaletin olmadığını süslü cümleler ile sıralarken bir kişi bile dönüp bir def
Güzel ülkemde son zamanların en çok konuşulan ve tartışılan kelimesi ne yazık ki “Adalet”
Herkes kendince bir şeyler yorumlayıp haklılığını anlatmaya çalışırken yine birileri de başka birilerinin ne kadar haklı olduğunu ve adaletin olmadığını süslü cümleler ile sıralarken bir kişi bile dönüp bir defa ayna ile sohbet etmiyor.
“Ben ne kadar adilim” diye sorma cesaretini bile kendinde bulamazken en küçük eleştiride bile doruluk tezi ile karşımıza çıkıyor ve kendisine yapılan haksızlıkları ile adaletsizliği sabahlara kadar anlatıyor.
Elbette birkaç kişi demiyorum, herkes hayatlarının çeşitli dönemlerinde birçok defa haksızlığa uğramış ve adaletsizliklerle de karşı karşıya kalmıştır.
Bu durum sadece polis ve jandarma karakolları ile adliye binalarında olmamıştır ve aile içerisindeki tartışmalar ile pay dağıtımlarında bile haksızlığa uğradığını düşünen, adaletsizlikten dert yanan ben de dahil milyonlarca insan değil miyiz?
Adalet denilince aklımıza hep adalet sarayları ile buralarda görülen davalar geliyor ama asıl adalet insanın kendi içerisindeki vicdanı ile beyni arasındaki bağlantı noktası değil mi?
“Biz kimlere ne kadar adaletsizlik yapıyoruz da, bu muameleyi hak ediyoruz” diye kaç kişi kendi kendine soru sorabiliyor.
İşler istediğimiz gibi sonuçlanmadığında;
Karakollarda, adliye binalarında, banka şubelerinde, hastanelerde, trafikte ve kalabalıkların arasında her zaman hepimiz de haklı değil miyiz?
Yaptığımız kuralsızlıkların, adaletsizliğin ve kural ihlallerinin her zaman bir sebebi yok mu?
Toplum olarak muhasebesini bile yapma cesareti olmayan hayatımızda herkesi eleştirip, adalet beklerken kendi, kendine “Ben ne kadar adlim veya bugün birisine haksızlık yaptım mı?” sorusunu sorduğumuz gün adil bir insan olacağımızı duymak istemeyenler olduğundan hiç şüphem yok.
Bu ilde son günlerde baktığımızda herkes kendince bir sebepten dolayı haklı, haklı olamayanlar da bir şekilde mağdur.
Yani Aksaray’da içlerinde siyasiler, gazeteciler, bürokratlar ve iş insanlarının da olduğu yüz binlerce insan içerisinde bir kişi bile haksız değil.
Çalanın, öldürenin, yaralayanın veya başka suçlar işleyenlerin bile mazeretlerinin olduğu bir toplum içerisinde nasıl bir adalet ve yönetim türüne layığız.
Herkes adalet peşinde ama kimse adalet giyotinine parmağını uzatmak istemiyor.
Yani özetle kıymetli okurlarım bugün okuduğum bir yazıda;
Herkes haklı olduğunu anlatabilir,
Ama herkes kendine dönüp şu soruyu soramaz
“Ben gerçekten adil miyim?”
İşte insanı büyüten soru tam da budur,
Unutmayın;
Adalet sadece “Ben haklıyım” demek değildir,
“Acaba haksızlık ediyor muyum?” diyebilmektir…



Yorumlar
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz!