Reklam
Köşe Yazısı

Ankara’ya Mektup Yazmak…

Son yıllarda görevleri Aksaray’a ve Aksaray halkına hizmet etmek olan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın deyimiyle gönüllere girmek yerine Ankara’ya şirin görünme derdindeki idarecilerin merkezi haline geldik.

nazmicaliskan Nazmi 9 October 2026, 06:203 dk okumaOrt. 6 sn duruldu
Ankara’ya Mektup Yazmak…

Son yıllarda görevleri Aksaray’a ve Aksaray halkına hizmet etmek olan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın deyimiyle gönüllere girmek yerine Ankara’ya şirin görünme derdindeki idarecilerin merkezi haline geldik.

Buraya atanan idarecilerin büyük bölümü bu şehrin sorun ve sıkıntılarını çözerek milletin gönlüne girmekten çok Ankara’nın gözüne girme derdine düşünce Aksaray’da bir mikrofon sevdası türedi.

Gerek adlarına ulusal denilen basın yayın temsilcileri, gerekse de herhangi bir karasal ve dijital TV yayını olmayanlar mikrofonlar ile birilerini Ankara’ya taşıyacakları söz ve vaatleri ile ilde medya şovu yapmaya başladılar.

“Kim takar ki yereli” diye, diye dolananların peşinde, emirlerine amade olan veya yakınlarındakilerin gönlüne girmekten çok uzaktakilerin gözlerine girmeyi tercih edenler gördükleri her mikrofona sıkı sıkı sarılmaya başladılar.

Geçmişte de benzeri kandırmacalar ve yalanlar peşine düştükten sonra ne buradakilerin gönlüne girebilen ne de Ankara tarafından görülemediği için kızağa çekilenleri görmezden gelen, akıbetlerini bir defa dahi sormayan ve “İdare” kelimesini bambaşka bir amaçla kullanan yöneticilerin yine aynı hatalar ile mikrofon sevdalarına yenik düştüklerini görmek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıkça belirtilen “Gönüllere girmelisiniz” cümlesinin anlaşılmadığının apaçık göstergesi değil mi?

“Tarih tekerrürden ibarettir” Cümlesinde olduğu gibi Aksaray’ın da kaderi bu olsa gerek.

Çoğu zaman kurduğum “Aksaray, Ankara’ya en uzak şehir” cümlesinde olduğu gibi bu şehir gerçekten Ankara’ya sınır illerinden bile uzak durumda.

Bekleyen sorunları halı altına süpürüp, “3-5 sene burada görev yaparız” düşüncesi ile bu şehre gelenlerin kalıcı olmak uğruna daha iki gün önce kaleme aldığım ve şehirde ikili ilişkilerini çok iyi tutmaya çalışan kişilerin peşine düşmesi mikrofon sevdalarının en büyük özeti değil mi?

Şimdi olmayan itibarları ile şehirde gazeteciler veya “Basın mensupları” arasında olmayan itibarlarını kazanma derdine düşenlere açıkça çağrımdır.

Artık bu ilde gazetecilik yapmakla işinizi yapmış sayılmıyorsunuz.

İlk yapmanız gereken şey; Çalışan veya çalışmayan bir mikrofon sahibi olup elinizde milletin gözüne soka, soka kent meydanında beklemeniz gerekiyor.

Bu mikrofonla habercilik yapmanızın gereği de yok.

Sadece mikrofon gördüğü zaman Ankara’ya mesaj gönderme derdinde olanların önlerine tutmanız yetiyor.

Ne sizlerin haber yazmak, ne de onların konuştuklarının nerelere kadar ulaştığını takip etmek gibi bir derdi olmadığı için sizler de öncelikli olur ve bazı dönemlerde de konaklarda hamsi, sucuk, çiğköfte, mangal veya brunch organizasyonlarında bir sandalye sahibi olursunuz.

Umursanmayan ve üç kelimeyi bir araya getirip bir cümle kuramayan, yapay zeka olmadan yarım sayfalık yazıyı haber haline getiremeyen insanların “Kim takar yereli” cümlesiyle mikrofon peşinde koşanların bundan sonra yerelde yazılan makalelere ve yazılan haberlere tepki göstermemesi ricamızdır.

Bu günden sonra Aksaray’ın olmasa da sizlerin imajını düzelttiklerini iddia edenlerin el üstünde tutulup yerelin de ara sıra gazının alındığı bu şehirde gerçek sorunları kaleme almayanlar sadece mesleklerine değil Aksaray’a da en büyük ihaneti etmiş olacaklardır.

Bizler, “Yereller” olarak sizlerden randevu istemeyeceğiz,

Konak sofralarından sandalye istemeyeceğiz,

Bizlere özel açıklama beklemeyeceğiz,

Bizler dün de, bugün de olduğu gibi işlerimizi yapacağız ve Aksaray’ın yapılan işlerini de yapılmayan işlerini de her daim kamuoyuna aktaracağız.

Sizler ise sıkı, sıkı tutup peşinden koştuğunuz mikrofonların azizliğine uğrayıp aynı sizden öncekiler gibi bu ilden giderken sizlere de haklarımızı helal etmeyeceğiz.

Nasıl ki partiler tarafından yapılan temayül yoklamaları Ankara’ya yollandıktan sonra Koçhisar’ı bile göremiyorsa, sizlerin özel bir yer ayırdığınız mikrofonların frekansları da Altınkaya’dan öteye geçmediğini bir gece yarısı Resmi Gazetede göreceksiniz.

Keşke Ankara’ya mektup yazmak yerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın verdiği nasihati dinleyip görev yaptığınız yerlerdeki insanların kalbinde yer edinebilseydiniz…


Yorumlar

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz!


Reklam